Sıkıldım insanların sahte yüzlerinden,
Değer veriyormuş gibi yapan dillerinden.
Daraldım üst üste gelen dertlerden,
Acıyarak bakan gözlerden yoruldum...
Sıkıldım insanların sahte yüzlerinden,
Değer veriyormuş gibi yapan dillerinden.
Daraldım üst üste gelen dertlerden,
Acıyarak bakan gözlerden yoruldum...
Hep istediğim, bir avuç mutluluktu.
Bu hayat, onu bize çok gördü.
Bir avuç mutluluk yerine, mutsuzluk almışım biriktirmişim.
Can dediğim herkesin, beni sırtımdan vurduğunu.
Kendi gözümle gördüm.
Ben senin yarana bakıp da bildim,
İçindeki sızıyı tenimde duydum.
Sen her ağladığında ben bin kez öldüm,
Yollarını sevdamla döşedim durdum.
Kaderim kader olsa, gülerdi yüzüm.
Feleğin tokadını, her seferinde yedi yüzüm.
Haksızlık karşında durdu özüm.
Her seferinde, kaybetti kaderim.
Gülmedi gülmeyecek yüzüm.
Gelgitlerde savurma beni,
Gözümdeki yaşlarla soldurma beni.
Sevdanla yak ama kül etme beni,
Yüzümü seven, kalbimi de sevsin bari.
Manisa’da filizlenen o büyük yüce rüya,
Genç yaşında bir sultan, sığmadı bu dünyaya.
Gözlerinde bir ışık, kalbi benzer deryaya,
And içti Mehmed Han’ım, Konstantin’i almaya.
Filistin'de çocuk olmak zordur,
Oyun değil, savaş başlar erkenden.
Gökyüzü mavi değil, karadır,
Mermiler geçer hep üzerimden.
Dünya'da ki tüm dertlere filiz vermişim,
Gün yüzü görmeden, sararıp solmuşum.
Sanma bu karanlık geceler, aydınlığa çıkar.
Kara kuyularda dertler açar.
Sahanın kenarında, sessizce duran,
Kırmızı kartıyla hayata vuran,
Dizleri kanamış, kalbi yorulan,
Yine de pes etmez, bak o benim işte.
Kimi dost bildiğim arkadan itti,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!