Gecenin göğsüne çöktü simsiyah bir sis,
Eski konağın kapısında belirdi o his.
Attım ilk adımı, tahtalar gıcırdadı tek tek,
Geri dönmek imkânsızdı, artık yoktu kaçmak, çekinmek.
Koridorun sonundaki odadan geliyordu o tıkırtı,
Dilimden dökülen her cümle yarım,
Anlatmak istedim, bitmedi zarım.
Tükendi içimde eski baharım,
Hepiniz haklısınız, ben ise yorgun.
Gönül heybem dertle doldu taşıyor,
Kimi hevesimi yarım bıraktı,
Kimi gülüşümden baharı aldı.
Her giden içimde izler bıraktı,
Yüreğim sessizce küle dolandı.
Kadın ana’dır, rahmet iner bakışına,
Bir dua gizlidir sabrının nakşına
Yüreği deryadır, sevgiyle taşar her an,
Bir cennet serilir sessizce ayak altına.
Kadın yar’dır, gönülde açan bir güldür,
Baharı beklemeden açtı güllerim,
Bir sıcak söz ile güldü gözlerim,
Aydınlığa döndü bütün izlerim,
Kalbimde güneşim doğduğu gündür.
Kışın ayazında titrerdi tenim,
Gideyim dedin, olur dedim,
İçimde fırtına bulur dedim,
Biraz daha kal diyecektim,
Dilim döndü, diyemedim.
Gözlerin ufka çevrilince,
Gece yarısını geçmişti saat, belki de zaman durmuştu,
Odamın ortasına garip, tanımadığım bir sessizlik kurulmuştu.
Giyinip çıktım dışarı; ceplerimde yarım kalmış sözler,
Sokak lambasının altında beni bekliyordu iki yorgun göz
Yaklaştım... O bendim, birkaç yıl önceki çaresiz çocuk,
Omuzları çökmüş, dudaklarında ince, kırgın bir ıslık...
Keşke deriz, içimizde ukde kalır,
Neyse deyip susarız, yürek daralır.
Belki gelir bir umut diye oyalanır,
Belki belki derken ömür azalır.
Belki gelirim dersin, yolun uzar,
Eskiden insan susup kendini tartarmış,
Şimdi herkes kendi sesine hayran yaşarmış.
Bir “beğeni” uğruna kırk takla atarmış,
Ruh aç gezerken ego kebapla yatarmış.
Eskiden edep vardı, söz önce tartılırdı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!