Bir sabah uyandığında
her şey yerli yerinde sanırsın...
Aynı ev, aynı sokak, aynı pencere,
aynı sesler dolaşır odalarda.
Nasıl olsa yarın da var dersin,
Zaman durdu sanki, geçmek bilmiyor,
Gözlerim yollarda, yüzüm gülmüyor.
İçimde bir sızı, dinmek bilmiyor,
Seni her şeyden çok göresim geldi.
Kuşlar kanat açsa senin diyara,
Yastık kuş tüyü olsa ne yazar ey gönül,
Hak’tan uzaksa kalbin, diken olur her gül.
İpekler içinde yatıp, saraylarda uyusan,
Aşksız geçen ömür, rüyadır sanırsan.
Döşekler serilmiş, atlas ile sırmalı,
Seni beklerken bir sigara daha yaktım,
Dumanına sardım adını, geceye bıraktım.
Saat sustu, yol uzadı, sabır yandı içimde,
Gelmedin… ben kül olup yine seni anlattım.
Bir umut kapıya her rüzgârda koştum,
Bazı insanlar vardır, Hakk’ı görür her yüzde,
Bir tebessüm saklıdır en sade bir sözde.
Kalbi nurla doludur, bakışı zikr olur,
Sevgiyle bakan gözler, gönüllere sır olur.
Bir kediye eğilir, Rahmanı anıp okşar,
İnsan bazen konuşamaz, susar dili,
Bir türkü dolaşır gizli gizli.
Sözler düğüm olur, yakar yüreği,
Sessizlik sarar bütün geceyi..
Bir ezgi çalar, alır seni derine,
Durup durup kaşınırım,
Dağdan dağa taşınırım.
Ben bu huyla yaşlanırım,
Sana bir bulaşım geldi.
Çatacak bir yer ararım,
"Neredesin?" diye sordum,
Fotoğrafın düştü bana.
"Çayın arkasındayım." dedin,
Gülüş düştü fincana.
Hak’tan gelen emanettir bu çocuk,
Ruhuma eş, gönlüme bir tomurcuk.
Dert gelse de sabır ile yoğrulur,
Gözyaşları rahmet olup doğrulur.
Gece boyu göğe açılır elim,
"Bak oğul" der ana, içi buruk, dili lal,
Şu yalancı dünyada, tek muradım helal kal.
Analar günü gelmiş, çiçek solar elinde,
Sen gönlümde çiçek aç, yeter bana oğul.
Nefsinin peşine düşüp, yakma sakın özünü,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!