Anne, sen beni göğsünden ayırıp şu kalabalığa ilk karıştırdığın gün,
Ben herkesin kalbini, senin avuçların kadar yumuşak ve hesapsız sanmıştım.
Bana öğrettiğin o dürüstlük masalları, kötülük denen canavarı hep kovar zannediyordum.
Oysa dışarısı, senin o ninnilerle sarmalayıp büyüttüğün çocuğun barınamayacağı kadar ayazmış.
Büyümek denilen o süslü yalan, eşikten adım attığım an kurulan ne büyük bir tuzakmış anne...
Hangi omza yaslanıp soluklanmak istesem, dilsiz bir ihanetle tanıştı sırtım.
Sevgi bir güneştir, ruhu ısıtır,
Karanlık yolları nura boyatır.
En çorak çöllerde çiçek açtırır,
Sevgisiz bir ömür baştan hatadır.
Gözlerin gözüme değdiği zaman,
Omuzlarım düştü, yükün altında,
Çareler tükendi, aşkın tahtında.
Ne kaldı geriye, sevda bahtında,
İçimi kemiren, sorgular kaldı.
Bende silinmiyor, kolayca izler,
Bir avuç topraktır insanın sonu,
Kimse bozamaz ki elbet bu yolu.
Merhamet kaplar hep sağ ile solu,
Kalplere dokunan bir el olunca.
Karanlık gecede yıldızlar şahit,
Bana bıraktığın koyu karanlık,
Güneşi söndüren bir ferman imiş.
Kurduğum hayaller biçare, yıkık,
Sevdan, sonu gelmez bir duman imiş.
Sırtımdan vurduğun acı sözlerin,
Bir yağmur düşse, ıslatsa yüzümü
Belki sen sanıp, saklarım hüznümü
Yorulmuş kalbim o rüzgârı arar
Sen bensiz uçarsın, kopmuş çıtalar
Susadım inan, sesine, sözüne
Araya dağlar gireli,
Aklım fikrim hep sendedir.
Gözlerim yaş döker durur,
Bu can hep kor ateştedir.
Günler aylar geçer ama,
Tükendi sabrımın son basamağı,
Buraya kadarmış bunca serüven.
Söndürdün içimde tüten ocağı,
Kalmadı kimsede zerre bir güven.
Durakta bekleyen yolcu misali,
Bir gün yorulacak çırpınan yürek,
Ansızın duracak akıp giden kan.
Ne veda etmeye vakit yetecek,
Çekilip gidecek tendeki bu can.
Belki bir ikindi, belki bir sabah,
Ne söylesem sana kâr etmez oldu,
Bahçemde açılan çiçekler soldu,
Gönlümün sarayı kederle doldu,
Sustuğumda bitti inan ki her şey.
Fırtınalar koptu yıkıldı dağlar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!