Öyle asil öyle dingin
Öyle kırılgan bir o kadar güçlü
Tüm zorluklara meydan okuyan yanı
Kendine ait olmayan topraklarda
Tek başınadır direnişi
Günler geçtikçe içimde büyüyorsun
Bir ezgi olup dudaklarımdan dökülen
Göğe yükselip uçuşan kuşlar gibi
Gelip yüreğime pike yapıyorsun
Bir yaprağın ömrü kadar solgun yüreğin
Gelirsen korkularından arınıp gel
Kendi içinde yaşayan, zararı kendine olanın yanına
Akrebin sıcaklığı, yılanın soğukluğu bedenime işlemişken
Düşüncelerinden sıyrılmış kabullenişin meyvesini yemeye gel
Hayat böylesine doluyken, ki dolu demem yorgunluğumdandır...
Bir sensizliği büyütüyorum
eski zamanların içinde kalmış günlerden
özledikçe iç geçirmek istediğim
Bir sensizliği öldürüyorum
yarınların içine sokulmayışlarınla
12. Bölüm
Gözlerini açtığında kendisini yabancı bir yerde; elleri, ayakları yatağa bağlı ve koluna serum şişesi takılı bir halde buldu. Hastanedeydi. Yatakta kıpırdamaya çalıştı ama başarılı olamadı. Dün geceyi düşünmeye çalıştı. En son Elvan’ın yolladığı e-maili okumuş ve sonrasını hatırlamıyordu. Buraya nasıl gelmiş olabilirdi diye düşünürken, kapı açılıp içeriye hemşire ve yanında gözüne yabancı gelmeyen genç bir bayan girdi.
Hemşire günaydın Taner Bey dedi.
—Günaydın
13. Bölüm
Otobüs perona yanaştığında karşısında Selim'i gördü. Boş gözlerle ona doğru bakıyordu. Çantasını alıp yanına yürüdü.
Selim zengin bir ailenin tek çocuğuydu. Doğuştan gelen ve akraba evliliği yüzünden iktidarsızdı. Birçok özel doktora tedavi için gitmiş olsalar bile hastalığı geçmemiş ve tedavisi mümkün değildi. Elvan ile bu konuyu paylaştığında Elvan çok şaşırmış ve ne demek istediğini tam anlamamıştı. Elvan’dan tek istediği yanında olması ve ona eşlik etmesi, bunun karşılığı olarak yurtdışında okuması için tüm imkânlarını seferber edebileceğini söylemesiydi. Elvan’ın benim sevdiğim birisi var sözlerine, git konuş sevdiğin adamla anlat her şeyi birlikte okuyalım. Okul bitip dönünce yine kavuşursunuz olmuştu. Maddi durumu çokta iyi olmayan Elvan böyle bir teklife önce çok şaşırıp hayır demiş olsa bile, daha sonraları aklına yatmıştı. Bu yüzden sevdiği adamın yanına gidip 3 günlük güzel bir tatil ve birliktelik yaşamak için yanına gitmeye ve orada her şeyi Taner'e anlatmaya karar vermişti.
14. Bölüm
Günler günleri, aylar ayları kovalayıp geçiyordu. Taner eski yaşantısına dönmek için uğraş veriyor, Elvan’ı unutmaya çalışıyordu. İşinde yüksekmiş, satın alma müdürü olmuştu. Çalıştığı şirket birçok alanda faaliyet gösteren saygın bir firmaydı. Bu yüzden işleri epeyce yoğun oluyordu. Bütün yan kuruluşların gelir ve giderlerini takip işi Taner'in sorumluluğundaydı. İşini severek yapıyordu.
Akşamları iş çıkışı evine dönerken alışverişini yapıp evine giriyor, bir kaç kadeh rakı içip evde bilgisayarın başında vakit geçiriyordu. Önceleri arkadaş grubuyla dışarıya gezmeye çıkmayı çok severdi ama artık bundan keyif almaz olmuştu. İçine kapanık ve içsel dünyasında yaşamak daha huzur verici geliyordu.
15. Bölüm
Taner işyerinden çıkıp yolda yürümeye başlamıştı. O an aklına Sevda'ya telefon açmak geldi. Aradı.
Merhaba Sevda
-Merhaba Taner
Yeni güne gözlerini açtığında; dün geceden kalma içindeki coşkusu, yerini düşüncelere bırakmıştı. Elvan geliyorum demişti ve beraberinde bir sürü cevaplaması gereken sorularla... Yatağından kalkıp üzerini değiştirdikten sonra işe gitmek için yola koyuldu. İşyerine vardığında kendisini işlere tam veremiyor, hatta bir kaç işini yanlış yaptığını yardımcıları uyarınca anlayabilmişti.
Öğleden sonra işim var diyerek işyerinden erken ayrıldı. Sokağa çıktığında bir taksi çevirip doğru evine gitti. Evine gelip içeriye girdiğinde, gözleri yine etrafta kamera aradı ama göremedi. Şimdi Elvan beni izliyor mu? diye düşündü. Masanın başına geçip bilgisayarında dünden gelen mesajı yeniden okudu. İçinde bir köşelerde heyecanı yaşarken, diğer yanı Elvan bunca zaman sonra neden geliyor aradan bir buçuk yıl geçmişti. Hiç arayıp sormamış ve bir e-mail ile kafasını allak bullak etmişti. Üstüne üstelik birde onu canlı izliyordu. Etrafına bakınıp, beni şuan görüyorsun bunu hissediyorum ve geldiğinde sana soracağım çok sorular var canımın güzeli dedi. Kanepeye uzanıp yeni güne uyanmak üzere gözlerini kapadı.
—Canımın delisi geleceğim yanına ve sana her şeyi anlatacağım. Şuan sesini duyuyorum ama sen beni duyamazsın. Her şey çok güzel olacak dedi onu izleyen Elvan çok uzaklardan kendi kendisiyle konuşurken...
Sabah gözlerini açtığında işe geç kalmış, telefonu birkaç kere çalmış olmasına rağmen duymamıştı. İşyerinden aramışlardı. Aceleyle üzerini değiştirip dışarıya fırladı. Yolda giderken işyerini arayıp durumunu izah etti. Bugün nasıl geçecekti. Yarın Elvan geliyordu. Aklında bir sürü soru ve işyerinde onu bekleyen onca iş vardı. İşyerine vardığında öğlen olmuştu. Tüm gücüyle işlerini yapmaya koyuldu. Akşamın nasıl olduğunu anlamamıştı bile, işten çıkmadan birkaç gün işten izin almak için yöneticisinin odasına uğradı. İznini almış ve şimdi dışarıdaydı. Yolda dalgın bir şekilde yürüyordu. Elvan aklından çıkmıyor ve yarın şehrine, buluştukları eve geliyordu. Yüzünde istem dışı bir gülümseme oluştu. Son zamanlarda kendini tanımaz bir halde yaşıyor, Elvan’a böylesine kızgınken yinede ona kıyamıyordu. Kendi kendine onu gördüğünde bağırıp çağıracağına dair sözler veriyor sonrası düşününce bunu yapamayacağının farkına varıyordu. Kafasında bir sürü düşünceyle yürürken evinin yolunun yarısını yürüyerek gelmişti. Çok yürümekten olsa gerek yorulmuştu. Yoldan geçen bir taksiyi durdurup evine gitti.
Katları çıkarken Sevda’nın kapısını yeniden çaldı. Sevda yine evde yoktu. Telefon açmak istedi ama sonra vazgeçip evine çıkıp içeriye girdi. Evde dünden kalma masanın üzerindeki malzemeler duruyordu. Üzerini değiştirip, evdeki dağınıklığı toplamaya başladı. Uzun zaman olmuştu evini temizlemeye gelen bayanı çağırmamıştı. İzin dönüşü ilk işim bu olsun diye bir kâğıda not yazıp buzdolabının üzerine yapıştırdı. Yatak odasına geçip ufak çantasına birkaç malzeme doldurmaya başladı. Aklına Elvan burada kaç gün kalacak sorusu geldi ve cevapsızdı. Sağa sola bakınıp son eksiklerini çantasına koyduktan sonra saatine baktı. Çok geç olmuştu. Vaktin nasıl geçtiğini anlamamış ve doğru dürüst bir şeyde yapmamıştı. Birkaç gündür yatmadığı yatağına uzandı. Yorgundu düşünceleri hemen uykuya dalmasına neden oldu.
Sabah olmuş, erkenden uyanmıştı. Traşını olup, duş aldıktan sonra üzerini değiştirip, çantasını eline alarak evinden dışarıya çıktı. Büyük gün gelmişti. Hiç zaman kaybetmeden yoldan bir taksi çevirip adresi söyledi. Taksi hareket edip gitmeye başladığında düşünceleri hala yerinde değildi. Elvan’ın yanına gidiyordu ama karşılaştıklarında ne yapacağından emin değildi. Trafik boştu ve gideceği yere 45 dakikalık bir yolu vardı. Taksinin camından dışarıyı izlerken şehir akıp gidiyordu. Gözlerinin önüne Elvan’ı son hatırladığı hali düşüyordu. Acaba değiş miydi? Gözlerinin içi yine gülüyor muydu? Elleri sıcak mıydı? Diye düşünüp dururken, taksi şoförünün geldik beyefendi demesiyle kendine geldi. Taksi ücretini ödeyip, çantasını alıp arabadan aşağıya inip eve doğru yürümeye başladı.
Buluştukları evin yanına geldiğinde evin kapısını çaldı ama açan olmadı. Ev sahibinin bulunduğu yeri bildiği için direkt oraya yöneldi. Ev sahibi hiçbir şey söylemeden evin anahtarını kendisine teslim etmiş ve bu durum karşısında çok şaşırmıştı. Evin kapısını açıp içeriye girdiğinde, karşısında Elvan’ı göreceği için heyecanına yenik düşmekten korkuyordu. Kapıyı açıp içeriye girdi. Ev temizdi ve ortalıkta Elvan yoktu. Dışarıya çıkmış olduğunu düşünürken yüzü asılmıştı. Birazdan gelir diye iç geçirdi ve banyoya gidip elini yüzünü yıkayıp geldi. Salonun ortasında Elvan’la rakı sofrası kurdukları sehpanın üzerine bırakılmış bir zarf gözüne çarptı. Zarfın üzerinde canımın delisine yazıyordu. Zarfı açtığında kısa bir not ve içinde bir yolcu bileti duruyordu. Şaşırmıştı. Okumaya başladı. Mektupta;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!