Ve ben tutkulu şiirlerden vazgeçip
Nutkumun tutulduğu imgelem kuyularına düşmüşlüğümle yazmıştım seni
Saçlarına dokunabilmek adına rüzgârları kıskanıp
Gözyaşlarını saklamak için yağmur olmuştum
Sadece ellerin üşümesin diye mevsimleri bahar saymıştım
Her geceyi sen bilip, sabahlarıma seninle uyanmıştım
Sözleri küskün şiirlerden ayrılırsın
Gözlerin düşerken ak sayfalara
Ellerin dokunur ellerime
Sıcaklığın düşerken kelimelere
Hüznün d/indiği gecelerde
Söylenirsin aşk diye yazılan şiirlere
Yalnız bir sayfaya düşürülen
Onca harf yumağı bütünlüğü
Ve açılan dudak arası trafiği
Dökülür
……….Dökülür
Şimdi ne oldu biliyor musun?
Bazen sesli yâda sessiz düşünüyorum. Çok mu eskidik, çok mu zaman içine karıştırdık birbirimizi ki tanıyamıyoruz. Oysa bir bütündük, ne ara böyle uzaklaşıp koptuk birbirimizden...
Son zamanlarda şiir yazmıyorum, kitap okumuyorum eskisi gibi. Yeni kitaplar alıyorum alışkanlık işte ve bir köşeye bırakıyorum. Hani insanın ağzının tadı kaçar ve hayattan zevk almaz; işte öyle bir şey yaşıyorum. Şimdikiliğim karışık ve bir o kadar sessiz diye tanımlanabilir.
Biliyorum senin de söyleyeceklerin vardı benim duyup duymazlıktan geldiğim. Başta dedim ya koptuk birbirimizden, bir daha yakınlaşmamacasına...
Şimdi söylediklerin aşktan öte olsun
Gözlerinde yalnızca yıldızlar
Yüreğinden doğan güneşle
Şimdi söylediklerinden yol bulsun
Ey sevgili
Gerçek sevenler üşürmüş
En sıcağında mevsimlerin
Üşüyorsun biliyorum
Sıcacık gülüşlerine rağmen
Yüreğine düşen kor
Gözlerine bulaşan hüzün
Sessiz bir filmin içine düşmüşlüğüm
Bir kadın vardır ağa kızı
Bir erkek vardır köyün çobanı
Dağ dağa kavuşsa, kavuşmaları hayal olan
Birisi çok sever
Sözler -ki dilin kemiği olmayışındandır başıboş gezintileri... Her parça yerine oturuyormuş gibi görünse de, dağınıklığın sonradan ayyuka çıktığı zamanlar diliminde… Yeni bir rotadır çizilmeye çalışılan, yüreğimizde onca kalabalık koşuşturmaca ve yitirmeden bilinmeyen oyunun ortalığa saçılmış toparlanmayan yanlarıyla…
Yalnızlığın çıkmazlarına saklı saatler kuşağına, bir parçadır şehrin kopardığı hayatımızdan… Yaşarız “bana ellerini ver” deyişinin sağır eden çığlıklarında, ölümün öncesine dayanan sancılı özlemlerimiz… Görünen yüzün, aslında görünmeyen aynalarına düşen siluetlerinde bir yaşam döngüsü…
Kendimizken var olduğumuz sürece, başka bedenlerin içinde gezintilerimiz ve yabancı bedenlerin içine özentiyle karışma arzularımız hep tetikler bizi. Sonrası bilinmez. Her şey yaşanıldığı ölçü kadardır.
1-
Seni düşünüyorum hep eksik kalıyor
Gözlerinde ışıltı dudakların kor
Sessiz bir bekleyiş zaman ötesi
Gecenin içinde çoklu gece
Seni düşünüyorum eksikliğin dokunuyor
1-
Yaşamak senli şiirlerin içerisinde
Yazmak adını şehrin köşelerine
Unutulmuş anılardan sıyrılıp
Nefes almak gülen gözlerinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!