Sessiz bir filmin içine düşmüşlüğüm
Bir kadın vardır ağa kızı
Bir erkek vardır köyün çobanı
Dağ dağa kavuşsa, kavuşmaları hayal olan
Birisi çok sever
Sözler -ki dilin kemiği olmayışındandır başıboş gezintileri... Her parça yerine oturuyormuş gibi görünse de, dağınıklığın sonradan ayyuka çıktığı zamanlar diliminde… Yeni bir rotadır çizilmeye çalışılan, yüreğimizde onca kalabalık koşuşturmaca ve yitirmeden bilinmeyen oyunun ortalığa saçılmış toparlanmayan yanlarıyla…
Yalnızlığın çıkmazlarına saklı saatler kuşağına, bir parçadır şehrin kopardığı hayatımızdan… Yaşarız “bana ellerini ver” deyişinin sağır eden çığlıklarında, ölümün öncesine dayanan sancılı özlemlerimiz… Görünen yüzün, aslında görünmeyen aynalarına düşen siluetlerinde bir yaşam döngüsü…
Kendimizken var olduğumuz sürece, başka bedenlerin içinde gezintilerimiz ve yabancı bedenlerin içine özentiyle karışma arzularımız hep tetikler bizi. Sonrası bilinmez. Her şey yaşanıldığı ölçü kadardır.
Bu kendimden son gidişim
Gel deme artık gittiğim uzaklıklardan
Olurda dayanamam gözlerinin çekimine
Son olsun bu
Sesimin içine çekilişi
Sessizliği giyinen gece gibi
Sonra hayatın perdeleri açılır
Bilinmezlik duvarlarının yıkıldığı
Yeni bir yaşamın önüne serilişiyle
Sonra güneş bir başka doğar
Katran karası gecelerin ardından
Sonra
Deli gibi içmek, kendimden geçmek istedim
Olmadı. Yapamadım
Bilinçaltına yerleşik tetiklerin çekilmesiyle irkildim
Şiir mızrakları saplanıyordu
Gözleri sel olup akarken
Sonsuz aşk yoktu onsuz yaşanırken
Şiirlere dökülen onca sözcük dizini
Boşluğa düşmüş dilsiz hayaller
Gerçeğinden uzak bir kadın ağlaması
Çekimine düşülen ıssız yalnızlığı
Bir şarkının sözlerine asılı kalmış
İki yabancı şehrin yolcularıyız
Bu kaçıncı yokluk şiiridir
Kaldırımlara mahkûm edilen isyanım
Ertelediğim yarınların düş bozumları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!