Kızlar mutfak tezgâhına doğru giderlerken, Taner Selim’e “kutluyorum ikiniz adına çok sevindim” dedi ve telefonuna yazmış olduğu küçük bir şiiri okutmak için Selim’e uzattı.
Gözleri konuşuyordu
Susuyorduk
Kelimelerin eksikliğini
Gözleri dolduruyor
Taner sabah gözlerini açtığında Elvan yanında uyuyordu. Bir süre onu uykudayken izledi. Aklından onu kırmamak adına nelere katlandığını geçiriyordu. Şimdi onunla yurtdışına gidecekti ve bunun için hiç plan yapmamıştı. İşyerine gidip iznini uzatması gerekiyordu. Yataktan kalkıp mutfağa doğru geçti. Çayı demleyip, kahvaltıyı hazırlıyordu. Vakit öğlene yaklaşıyordu. Yatak odasına girip yatağın içine girip Elvan’a sarıldı. “Kalk artık canımın güzeli öğlen oldu yapacak çok işimiz var” diye kulağına fısıldayıp “boynundan öptü” Elvan tepki vermemişti. Biran şaşırmış ve Elvan’ı kendine doğru çevirmeye çalışırken dudaklarına yapışıp öpen Elvan “biraz daha kalsaydık yatakta ben şikâyetçi değilim” diyerek gülümsedi… “Aklından geçeni biliyorum ama şuan olmaz. Kalkmalıyız artık çay demleniyor, kahvaltımız hazır. Biran önce karnımızı doyurup gitmemiz gerekiyor” “nereye gideceğiz Taner” “Tabiî ki benim evime, yapacak işlerim var. Nikâh var ve hazırlık yapmalıyız. Haydi, çabuk kalkıyoruz.” Tamam, anladım” Yataktan kalkıp kahvaltını yaparlarken sessiz kalmış hiç konuşmamışlardı.
Elvan eşyalarını toparlamaya başlamıştı. Taner’in fazla eşyası olmadığı için toparlanması kolay olmuştu. Tüm eşyalarını toparlayıp evden ayrıldıktan sonra ev sahibine evin anahtarı bırakıp şimdi Taner'in evine doğru bir taksiye binip yola çıkmışlardı. Yolda giderken hiç konuşmadılar. Eve vardıklarında Taner evin yakınındaki marketten akşam için yiyecek bir şeyler almak için Elvan’a evin anahtarını verip "sen çık eve ben hemen geliyorum canımın güzeli" dedi. Elvan elinde çantası evden içeriye girdiğinde; aylarca kameradan izlediği evi görünce tuhaf bir duyguya kapılmıştı. Evin içi dağınıktı ama bunun pekte önemi yoktu. Aradan uzun zaman geçmemişti ve kapı çalınmış, Taner elinde birkaç torba yiyecekle gelmişti bile. İçeriye girdiğinde; "nereye gizlemiştin onu" diye sordu. Elvan gülümseyerek " boş ver canımın delisi ne önemi var ki" diye cevapladı. Gülüştüler.
Taner "haydi şu masanın üzerindeki fazlalıkları kaldıralım. Karnımız acıktı. Bir şeyler yiyip yarın neler yapacağız onu konuşmalıyız" diye konuştu. Masanın üzerindekileri toparlayıp, Taner'in aldığı kahvaltılık malzemeleri yerken bir yandan da sohbet ediyorlardı.
3. Bölüm
Sıcak kendini iyice göstermeye başlamıştı. Saat 09.30 olmuştu bile… Kiraladıkları pansiyona yürürken, sağda solda küçük marketler görünce; ellerindeki poşetlere bakıp gülümsediler. Pansiyona vardıklarında, ilk önce sahibini bulup evin anahtarını aldılar. Sonrası eve girmeden en yakındaki marketten, ağır olmasın diye almadıkları su ve benzeri ihtiyaçlarını temin ettiler. Akşam için güzel planları vardı ve bunun için yanına rakıyı eklemeyi unutmadılar… Evin içine girdiklerinde saat 10.00’ı geçmişti. Sıcaktan olsa yorulduklarını o an anladılar. Ellerindeki poşetleri yere bırakınca, o an göz göze geldiler.
Kollarını açıp, gözleriyle gel dedi. Sarılıp öpüştüler.
—Hoş geldin dedi.
4. Bölüm
Gün perdesini üzerine çekmiş, şehir ışıklarını yakmıştı. Sofra kurulmuş ve karşılıklı bakışmalara ev sahipliği ediyordu. Gündüzden pet şişelerin dibini kesip, içine su koyup buzluğa yerleştirmişti. Ayağa kalkıp buzluktan onları getirdiğinde Elvan şaşırdı.
İlk kez rakı içeceğim dedi. Bir arkadaşım sek içmelisin diye söylemişti.
—Sen beni izle, hoşuna gitmezse sek içersin. Çünkü ilk içiyorsan ağzına anason kokusu geldiğinde tiksinebilirsin. Dene ve kararını öyle ver dedi.
5. Bölüm
Gün ışımaya başlamıştı. Bütün bir geceyi yarım yamalak uyuyarak ve yanında yatan Elvan’ı izleyerek geçirmişti. Şimdi yanındaydı. Uyurken bile yüzü gülüyordu. Bir ara Elvan gözlerini açıp, benimi izliyorsun bile demişti. Hiç konuşmadan dudaklarına bir buse kondurup yeniden uyutmuştu canının yarısını… Yataktan kalkıp bir duş aldıktan sonra, salona geçmişti. Dün geceden kalan masayı toplayıp, çayı demlenmeye bırakmıştı. Yatak odasına gittiğinde Elvan uyanmıştı. Yatakta öylece yatıyordu. Uzanıp yanına günaydın canım dedi. Elvan hiç cevap vermeden, boynuna sarılıp öpücüğünü kondurdu dudaklarına… Duş almalıyım diyerek fırladı gitti yanından. Duştan çıktıktan sonra, demlenen çayı görünce, güzel bir kahvaltı sofrası yapalım dedi Elvan. Çay hazırdı ve kahvaltı sofrası çok güzeldi. Tabakların içine yan yana dizilmiş kahvaltılıklar, renk uyumu muhteşem görünüyordu. Birlikte dün geceden sohbet edip, gülüşerek kahvaltılarını yaptılar. Saat 12.00’ı geçiyordu. Az konuşup, çok bakışıyorlardı. Kelimelerin anlatamadığını, gözleriyle birbirlerine aktarıp anlaşıyorlardı.
—Akşam için neler yapalım diye söze başladığında Elvan sözünü kesti.
Dışarı çıkıp bir şeyler alalım.
6. Bölüm
Yıldızların aydınlattığı bir gece ve içinde özenle kurulmuş masa. Karşılıklı sohbet edip, kadeh tokuşturup yaşadıkları zaman diliminin tadını sonuna kadar çıkartıyorlardı. Elvan üzerindeki yeni geceliğiyle çok güzel görünüyor, her kadeh güzelliğine diyerek kaldırılıp içiliyordu. Aylardır birbirlerini görmemiş iki kalp karşılıklı tek beden gibi çarpıyordu. Sessiz kaldıkları zamanlar, gözleriyle konuşup anlaşıyorlardı. Çakırkeyif bir gece, güzelliğiyle ilerliyordu. Rakı bitmiş, sohbet bitmemişti.
Karşısında oturan Elvan’a dolaptan bir bira getirir misin? Canım dedi.
—Tabiî ki hayatım ama ben daha içemem diye cevap verip, dolaba gidip birayı açıp getirdi. Karşısına oturdu.
7 Bölüm
Gece kabuğuna çekilmiş, nöbetini devralmıştı yeni gün ve eşliğinde pencereden içeriye süzülen güneş dolmuştu odaya… Elvan uyuyordu ve onu uyurken izlemek büyük bir keyifti. Birkaç küçük dokunuşa tepki verdi. Boynuna kondurulan öpücüklerden kaçtı.
Uykum var
8. Bölüm
Son geceleriydi. Dolapta kalan yiyeceklere bakıp, eksik olanları belirledikten sonra telefonla siparişlerini verdiler. Yine rakı dolu bir akşam olacaktı. Dolapta kalan 3 şişe bira gündüz içilmişti. Elvan hiç bira içmemişti. Aradan çok zaman geçmeden kapıları çalındı. Siparişleri gelmişti. Malzemeleri alıp tezgâhın üzerine koydular. Hesabını ödedikten sonra kapıyı kapattı. Ellerinde kalan tüm yiyeceklerle güzel bir masa kurmuştu Elvan.
Karanlık çökmüş saat 20.00 olmuştu. Güzelliğine diyerek kadehini kaldırdı.
Gülümsedi Elvan eşlik etti…
9. Bölüm
Yeni gün sıcak olacağını, sabahın 07.00’da göstermişti. Güneş yakıcı ve bunaltıcılığıyla yükseliyordu. Havanın sıcak oluşu düşüneceği son şeydi. Bugün ayrılık günüydü ve birkaç saat sonra ayrılacaklardı. Elvan’ı dürttü ama az daha uyuyup kalkıyorum canım cevabını alınca, yanağına bir öpücük kondurup salona geçti… Canı hiçbir şey istemiyor. Ağzının tadı kaçıktı. Bir sigara yakıp, buzdolabının kapısını açıp baktı. İçeride pek bir şey kalmamış, kalan şeyleri sabahın bu saatinde yemek uygun olmaz diye düşündü.
Aradan kaç dakika geçtiğini hesap edemezken, içeriden gelen sesle kendine geldi. Elvan kalkmıştı. Saatine baktı. Saat 08.15’ti. Odaya doğru gitti. Elvan yatakta uyanık bir şekilde ışıldayan gözlerini üzerine dikmiş, kollarını açarak yanına gelmesini işaret ediyordu. Hiç düşünmeden üzerine çıktı. Öpüşmeye başladılar. Sarılıp birbirlerine çılgınca sevişiyorlardı. Veda ediyordu bedenleri birbirine ve bunu bildikleri için ayrılmıyorlardı. İkisi birden zevkin doruklarına çıktığında; hazırlanıp yolculuk vaktinin yaklaştığını konuştular. Elvan yataktan kalkıp duşa girip çıktı. Çantasını toparlamaya başlamıştı bile… Duşa girip çıkınca Elvan’ın saçlarını kuruladığını gördü. İşiniz zor. Hazırlanmanız ne kadar uzun sürüyor diye ona takıldı. Elvan gülümsedi. Ayaküstü öpüşüp toparlanmaya devam ettiler.
Gitmek
Kendinden ve birçok şeyden
Kalmak aslında açılımı
Beden giderken ruhen
Giderken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!