Yeter artık...
Bu kadar susmak yeter.
Bu kadar içime atmak, bu kadar seni haklı çıkarıp kendimi suçlamak yeter.
Bugün ilk defa kalbimin kapısını sana değil, kendime açıyorum.
Ve ilk defa, sana değil, kendime sahip çıkıyorum.
Çünkü sen, sevgiye değil, bahanelerine sarıldın.
Sen nasıl sevdasın?
Dokunmadan yakan, gitmeden özleten, susarken bile kalbimin en gürültülü yerinde yaşayan...
Adını her andığımda içimde bir mevsim değişiyor.
Bir yanım bahar açıyor, bir yanım sonbahara dönüyor.
Ben seni sevmedim sadece, sana sığındım. Yorgunluğumu bıraktım omuzlarına, umutlarımı emanet ettim gözlerine.
Bir ömürlük hayali, tek bir gülüşüne yükledim.
Bir kapı kapandı o sabah,
Kimse bilmedi son ders olduğunu…
Güneş vurdu camlara usulca,
Masumiyet oturdu sıralara
Ve kader,
Adını çoktan yazdı tahtaya…
Bir insan bazen en çok bağırması gerekirken susar… çünkü sesini duyuramayacağını değil, duyulsa bile değişmeyeceğini bilir. Ve işte o suskunluk, en ağır çığlıktır.
Ve sen çok incittin kalbimi…
bunu bir cümle gibi değil,
içimde kırılan camların sesi gibi söylüyorum.
Ben sustukça büyüdü sende olan her şey,
ben affettikçe
Bazı insanlar giderken eşyalarını alır,
bazılarıysa insanın içinden bütün ışığını götürür…
Sen ikinciydin.
Senden sonra odam aynı oda olmadı,
aynalar yüzümü tanımadı,
ve ben,
Bazı sevdalar sessiz başlar...
Ne bir tarih ister,
ne de bir sebep.
Bir gün gelir,
hiç fark etmeden bir isim yerleşir yüreğine.
Benimkisi de öyle oldu.
Yaramısın sen şimdi,
gece durup dururken sızlayan,
hiç dokunulmasa bile varlığını hatırlatan o ince acı mısın,
yoksa kabuk bağlamış
hatırada yeniden kanayan,
Bazı insanlar vardır…
Hayata geç kalmış bir umut gibi girer ömrüne.
Tam herkesin içini kararttığı yerde
bir cümlesiyle ışık olur sana.
Ne yaralarını sorar uzun uzun,
ne de neden sustuğunu…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!