Bazı insanlar giderken eşyalarını alır,
bazılarıysa insanın içinden bütün ışığını götürür…
Sen ikinciydin.
Senden sonra odam aynı oda olmadı,
aynalar yüzümü tanımadı,
ve ben,
kendimi ilk kez bu kadar eksik hissettim.
Tozlu raflarda sakladım seni…
Kimsenin el sürmediği,
ışığın bile uğramadığı bir yerde.
Bir eski kitap arasına değil,
kalbimin en sessiz yerine bıraktım adını.
Zaman geçti…
Herkes değişti,
şehirler yoruldu,
mevsimler bile kendini unuttu.
Ama sen,
bir kırgınlık gibi kaldın içimde.
Bazen gece olunca
anılar yürür odanın içinde.
Bir sandalye gıcırdar ansızın,
sanki gelip oturmuşsun gibi karşıma.
Konuşmuyorsun…
Zaten en çok sustuğun yerde kaybettim seni.
Tozlu raflarda sakladım seni,
çünkü dışarıda herkes hoyrattı.
Sevmeyi bilmiyorlardı.
Bir kalbi nasıl yavaş yavaş öldürür insan,
onu öğrettiler bana.
Ben seni unutmadım,
sadece sesini içime gömdüm.
Çünkü bazı insanlar gitmez aslında…
Sadece
bir daha geri dönemeyecek kadar kırılır.
Şimdi hangi şehrin sabahındasın bilmiyorum.
Kim saçlarını okşuyor,
kim gözlerine bakıp yalan söylüyor bilmiyorum.
Ama bil diye söylüyorum;
ben hâlâ biraz senden ibaret yaşıyorum.
Ve biri gelip kalbimi sorsa,
eski bir eşya gibi gösteririm içimi:
“Bak…” derim,
“Bir zamanlar burada çok sevdiğim biri vardı.”
Sonra usulca kaldırırım üstündeki yalnızlığı…
Altından yine sen çıkarsın.
Kayıt Tarihi : 10.05.2026 13:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!