Acı…
adı kısa, etkisi uzun bir suskunluk.
İçime yerleşmiş bir taş gibi,
ne atabiliyorum ne de alışabiliyorum.
Her gün aynı yerden ağırlaşıyor içim,
ama kimse görmüyor,
çünkü acı en çok görünmeyeni sever.
Gülüyorum bazen,
insanlar inanıyor,
oysa ben o gülüşün arkasına
bir ömür saklanıyorum.
Gece olunca başlıyor gerçek hikâye,
dışarıda sessizlik,
içimde gürültü…
hangi düşünceyi sustursam
diğeri daha yüksek bağırıyor.
Bir şey anlatmak istiyorum,
ama kelimeler bile yorulmuş benden,
boğazımda düğüm değil artık bu,
yaşanmamış her şeyin birikimi.
Acı, zamanla geçmiyor,
sadece yer değiştiriyor
kalpten gözlere,
gözlerden suskunluğa.
Ve en garibi şu:
insan acıya bile alışıyor,
ama alıştığını fark edince
yeniden acıyor.
Bir gün biri sorarsa
“nasılsın?” diye…
uzun uzun anlatmayacağım artık,
sadece susacağım.
Çünkü öğrendim ki
bazı acılar anlatılarak değil,
taşınarak küçülüyor…
ve ben artık
taşıdığım şeyle yaşamayı öğreniyorum. ..
Kayıt Tarihi : 21.04.2026 10:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!