Acı…
adı kısa, etkisi uzun bir suskunluk.
İçime yerleşmiş bir taş gibi,
ne atabiliyorum ne de alışabiliyorum.
Her gün aynı yerden ağırlaşıyor içim,
ama kimse görmüyor,
Daha çocukken öğrettin büyümeyi. Oyuncaklarımızı değil, hayallerimizi kırarak tanıştırdın bizi gerçekle.
Kimimizin babasını aldın, kimimizin annesini... Kimimizin en sevdiğini, kimimizin ise içindeki umudu.
Sonra hiçbir şey olmamış gibi güneşi yeniden doğurdun.
Çok acımasızsın hayat...
İnsanlara önce hayal kurduruyor, sonra en güzel yerinden yıkıyorsun.
Tam "Artık mutluyum." derken, bir haber geliyor. Tam "Bu kez her şey yolunda." derken, bir veda bırakıyorsun kapımıza.
Baba…
adını her içimden geçirişimde
sanki evin kapısı hâlâ açılacakmış gibi oluyor.
Bir ses duyacakmışım gibi…
“geldim” diyecekmişsin gibi…
Ama bazı gelişler
Ne çok sustun sen...
Ben sustukça sen kanadın.
Ben sevdikçe sen yoruldun.
Bir yabancının sevgisi uğruna
En çok da seni yalnız bıraktım.
Beni affet kalbim...
Beni daha fazla üzmeyin...
İnanın, taşıyacak gücüm eskisi kadar kalmadı.
Dışarıdan güldüğüme bakmayın.
İnsan bazen, en büyük acısını en güzel gülüşünün arkasına saklar.
Ben de öyle yapıyorum.
Kimse yük olmasın diye susuyorum.
Ben seni öyle herkes gibi sevmedim…
Bir heves gibi değil,
Gelip geçen bir mevsim gibi hiç değil.
Ben seni
Bir ömür boyu içimde taşıyacakmışım gibi sevdim.
Sesini duyunca değişirdi içimin havası.
Bir annenin kalbi evladının
Nefesiyle atar derler..
O gün benim nefesim kesildi
Dünya bir anda sustu sanki...
Telefon düştü elinden…
“Başınız sağ olsun” dediler sadece.
Bir kadın severse…
Öyle kolay sevmez.
Adını diline almadan önce
Kalbinde defalarca taşır seni.
Gözlerinin içine bakarken bile
İçinden sessiz sessiz inanır sana.
Bir kalp...
İki kişiyi nasıl sever?
Ben bunu senden sonra öğrendim.
Meğer bazı insanlar, birini severken ötekini de yedekte tutabiliyormuş.
Birine "canım" derken, diğerine "ömrüm" diyebiliyormuş.
Ve buna da aşk diyebiliyormuş.
Bir kuş olsam...
Kanatlarımı gökyüzüne emanet eder, hiç kimsenin bilmediği uzaklara uçardım.
Ne adımı soran olurdu, ne de neden sustuğumu...
Rüzgâr anlatırdı hikâyemi, bulutlar dinlerdi sessizliğimi.
Bir kuş olsam...
Şu yorgun yüreğimi kanatlarımın altına saklar, insanların kırdığı umutları gökyüzünün maviliğinde unutur giderdim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!