Baba…
adını her içimden geçirişimde
sanki evin kapısı hâlâ açılacakmış gibi oluyor.
Bir ses duyacakmışım gibi…
“geldim” diyecekmişsin gibi…
Ama bazı gelişler
artık hiçbir kapıyı çalmıyor.
Sen gittin…
ve evin içindeki bazı şeyler
senden sonra konuşmayı bıraktı.
Duvarlar bile biraz daha sessiz,
saat bile biraz daha yavaş…
Ben büyüdüm baba…
ama içimde hâlâ
senin elini arayan bir çocuk var.
Kalabalıkta kaybolunca
ilk seni bulacağını sanan,
düşünce “baba” diye kalkacak sanan…
Biliyor musun…
insan en çok
eksik kalan sesleri duyamayınca yoruluyor.
Senin sesin
bir evin içinde asılı kaldı sanki…
ne tam hatıra oldu
ne de tamamen gitti.
Baba…
senin yokluğun
bana en çok akşamları ağır geliyor.
Gün biterken herkes eve dönerken
ben biraz daha eksiliyorum.
Çünkü bazı insanlar
eve dönülmesi değil,
evin kendisiymiş meğer.
Sana anlatacak çok şey birikti…
ama en kötüsü şu:
artık anlatınca duyacak biri yok.
İçimde konuşuyorum,
ama cümlelerim yarım kalıyor hep.
Baba…
ben hâlâ bazı kapı seslerine irkiliyorum.
Sanki sen geleceksin gibi…
Sanki zaman hiç gitmemiş gibi…
Ama sonra hatırlıyorum…
bazı yokluklar geri gelmiyor.
Sadece insanın içinde büyüyor.
Ve ben en çok şunu öğrendim:
bir babanın yokluğu
bir evin boşluğu değil…
bir çocuğun ömür boyu
içinde taşıdığı sessizlikmiş....
Kayıt Tarihi : 9.05.2026 15:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!