Kimse duymuyor belki ama
içimde durmadan bağıran bir kalp var.
Sessiz görünüşüme aldanma,
ben içimde kıyamet taşıyorum.
Öyle bir yorulmuşum ki hayattan…
Kimse duymuyor sanıyordum
içimde konuşan o kırık sesi.
Meğer sustukça büyüyormuş insanın acısı,
meğer kalp dediğin şey
geceleri yalnız kalınca bağırıyormuş.
Ben herkese iyi göründüm,
Okulun duvarları vardı,
tebeşir tozu kokan,
kuralları düz, çizgileri net…
Ama kimse anlatmadı bana
insanın en çok insandan kırılacağını.
Defterime yazdım hep doğru cevapları,
Bazı yerler vardır…
insanın içine dışarıdan girmez.
Önce rüzgârı dokunur yüzüne,
sonra yağmuru iner omzuna,
en son da fark etmeden
kalbine yerleşir.
Bir zamanlar
gülmek kolaydı…
bir şarkı açardım,
dünya biraz daha katlanılır olurdu.
Şimdi…
aynı şarkılar çalıyor
İçimde bir şey yandı
ama alevi yoktu..
ne duman çıktı ne de biri koşup “yangın var” dedi.
Sessizce kül oldum ben,
Sana kırılmak,
Kırmızı odam…
duvarları suskunluğumla boyalı,
her köşesinde bir iç çekiş asılı.
Perdeler kapalı değil aslında,
ben kapattım içimdeki ışığı,
güneş gelse de girmiyor artık
Bir zamanlar
dünyayı değiştirecek kadar büyük hayallerim vardı benim.
Gece uyumadan önce düşündüğüm şeyler
yarın nasıl mutlu olacağım olurdu.
Şimdi sabaha çıkmak bile
yoruyor bazen içimi.
Ölüm…
adı bile insanın içini üşüten bir sessizlik...
Bir gün herkesin kapısını çalacağını bildiği
ama hiç hazır olamadığı o karanlık misafir…
İnsan en çok da
yarım kalan şeylerden korkuyor galiba.
Sana sesleniyorum…
Geceyi omzuna alıp giden o yabancı hâline.
Bir zamanlar gözlerimin içini güldüren adama,
şimdi içimde yalnızlık bırakan kalbine sesleniyorum.
Biliyor musun?
İnsan en çok




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!