Kırgın yaz yağmurları
Uysal sesiyle uyanıyor ruhumda
Karanlığın sefil tortuları
Sayfalar dolusu saklanıyor
Sayfalar koynumda
Şimdi sevgili bahçem
Tel tel dökülüyor sokak girdapları,
İnce bir ateş bekliyor lambalarda,
Saat kalbini dökmüş yankılara,
Kopuyor sessizlik ordusu,
Yeşeriyor ağırlığıyla yurdumuza.
Taşıyorlar bizi kahramanlar gibi,
Al yanağında âmâ bir bahtiyar,
Aşka baharlar sunmuş diyar.
Yüreğin kendine meğer ne uzak,
Uzaklar yüreğinde kendine tutsak.
Önce gözlerin vardı
Dağınık bir saç hulyası
Arasında gün uykusu
Bayram telaşı
Önce gözlerin vardı
Ne gayrısından servetim
Önümde bir ölüm
Nefes nefese gölgesi
Yolumda mahcubiyet,
Yolumda düşüm
Sanki zamana sıkışmış kalmış
Bir kulaç etmez gücüm
Bırak konuşsun zaman
Leylim güneş açsın kanatlarında
Aynalar yolunu beklesin
Yere düşen gölgenin nârında
Önünde bir hayat var
Güzel mi güzel
Oysa daha ne yağmurlar,
Ne çiçekler göğüs gerecekti,
İkimizden geriye,
İzimizi süren mâziye.
Oysa papatyalar güneşe,
Bir bir anlatacaktı hâyal şehrini.
Bilir misin ne zordur,
Uyanırken tomurcuklar yanına,
Bulutlar eşlik eder yurduna,
Köprüler dokunur kardelenlere,
Çocuklar yaldızlanırken göklere,
Ben yorgunum.
Özgür duvarlar içinden,
Yol verdi taşlar akınlara.
Kuruldu yoksul soframız,
Yangın iştahlı dağlara.
Başladık hayata yeniden,
Dal budak düğümler içinden.
Tan yerinin umuda açılan,
Her biri uhrevî kandille işlemeli,
Göklerin en sakin bekçisi,
Güvercinler ve sen...
Saçların bir sarmaşık gibi dağılırken,
Bir o yana, bir bu yana,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!