Salına salına düştü uzaklara,
Elinde kabanıyla telaşlı,
Bir ok gibi hızlı adımlara hevesli,
Görmedi heyecanını nesli.
Şubat'ın en samimi hıçkırıkları,
O gün dikti sırtına,
Özgür duvarlar içinden,
Yol verdi taşlar akınlara.
Kuruldu yoksul soframız,
Yangın iştahlı dağlara.
Başladık hayata yeniden,
Dal budak düğümler içinden.
Saat bilinmez vadilerde kör bir kuyu.
Bavula sığmayan dünlere hoşçakal rüzgarı vuruyor.
Ekmek arasında yorgun bedenin zuhuru,
Bugün yaprakların mevsimi çok iyi bildiği bir ay.
Herkes yolcudur bugün herkesin gönlünde.
Sigarasını yakan adamın meyus tedirginliğinde,
Dön de bir bak ardına,
Derinlerinde sakladıkların,
Yürüdükçe saçıldı adımlarında,
Ardı ardına.
Yalnız bir dağın bakışlarında,
Akşamın git gel nöbeti,
Kalbim göğsüme vuruşlarında,
Heceler ismimi mühür gibi.
Bir gün işte böylesi,
Bir gün doğdum yiten gün ile,
Rüzgârlı dağların dizlerinde,
Yüzü, ensesi, elleri kararmış çocuklar,
Yüreği kararmışların zulmünde,
Göğü kartalsız bırakmayacaklar.
Zamanın beldesine oturmuş
Dinliyorum
Dışarıda bensiz akan bir dünya
Görmüyorum
Sesler birbirlerini boğarken
Herkesin teninde bir telaş
Ardından sabahın ve güneşin,
Ardından acının,
Özgürlük kadar serin,
Bir kapı aralığında,
Eserken nefesin,
Çıkıp geldin onca neşeden.
Münzevi geceler, aralık kapı,
Bir avuç toprak, menzil sırtları,
Dalga dalga düğüm, mavi kurdele,
Kadim tortu eller, mahzen kirlere.
Amansız geceler, pâyânsız setre,
Nefsim yüreğimden sarkıp da ateşe,
Bir nedamet fısıldar çıldıran mahşere.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!