Sen dedi,
Sen bir hayalden öte,
Bir gerçeğin kat kat perdesi,
Sonsuz bir ruhun, sonsuz nüktesi.
Onlarca âlemin mânâ nişânı,
Tek bir mânânın onlarca dimâğı.
Bir garip akşam türküsü,
Dolaşıyor tarifi yoksun cumbalarda.
Lâl olmuş bir heybet gizlenince duvarlarda,
Bir garip pusu düşüyor,
Yanık sesiyle fırtınalarda,
Ve korkuların kol gezdiği menzillerde
Bir hiçliğin sessizliğinde
Boş bir meydanda ilmek ilmek
Güvercinler dibe kadar geçmişte
Toz duman örülü perdeler
Bir yangında direnirken hissizliğe
El yordamıyla çizilir gölgeler
Saat parmaklarımda boğuk çıngırak,
Uykusunda mâverâ, örülmüş durak.
Söyle Müezza, inlet kara kaplı defteri,
Vur, onsuz sönen göğsüme şu kör neşteri.
Ağlamış bize dumanı tüten aşımız,
Gitmişiz yine bir kurak gecede,
Çiçeklerimizi bırakmışız yanan güneşe,
Kapılarımızı kitlemişiz de gitmişiz,
Günlüklerde günlerce.
Dostların verdiği temennilere,
Bekledi iyi ve güzeli
Ağzında somun ekmeği
Dantelli yazgısı sayfalara
Yansıdı kurtarır gibi cepheyi
Karşınızda adanmışlığıyla
Buridan'ın Eşeği
Eğildi dağlar şerefiyle kaderine
Sessizlik yükseldi gün gibi derine
Dağlar ki ruhuna ıstırap pençesi
Serilmiş durmadan her katresi
Düş...
Kırgınlık, soğuk bir hissiyat
Muhkem fikirler zihnimde,
Güne sarfiyat.
Bedel...
Ödenmiş hesabım.
Istırabı mı bâki bu demin, rüzgarı mı serinden,
Bir denize vurulur nefesim, boğulur derinden.
Dert gelir rahmetin menbaından,
Dertsiz gönülden Allah'a sığınırım.
Geldiği yere hürmetimden,
Derdimi öpüp sarılırım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!