Güneş doğuyordu raks edercesine bir rüyadan,
Bir sabahtı, uyandım gecenin kör koynundan.
Etrafımda sevinç ihtişâmında sonsuz basamak,
Tutundum parmaklarımdan öğüt alarak.
Yıllar öncesiydi kaderime,
En güzel kurdeleyi sen taktın.
Yolumuzun kesiştiği yerde,
Gözlerime ruhunu tattırdın.
Sabahın sessiz uyanışı kadar,
Nâzenin ve dokunaklıydı zaman,
Boş bir oda,
Boş ve kimsesiz,
Doruğunda hıçkırık,
Penceresiz.
Eğilir feza,
Öper alnını toprağın,
Şahlanıp gölge saçan hislerin eşiğinde,
Kendimize bir sevgi kadar yer bulduk.
Yoldaş oldu karıncalar, sırdaş oldu gecelerde.
Ezilmiştik yine, nice boşluklara anlam yüklerken.
Oysa mor bir akşam sürülüyordu tarlalarda,
Siyaha çalan notalar dokunurken sana ve bana.
Mehtaba yelken açarken hüznümden,
Bir gonca gül incinir ta yüreğinden.
Üşür yalnızlığım vicdanına kadar,
Esen rüzgar korkar ta derinden.
Gözlerime örtülünce bіtāb perdeler,
İzler uykumu put gibi gölgeler.
Bir ben var içimde, benden gayri,
Yağız umudunda koyu mürekkeple tutuşan,
Sarkar en derin yamacına korkmadan,
Kaç hayatın soluğunda ölümle açmış,
Bir ben var içimde, toprağından taşmış.
Şimdi melun perdeler aralıksız nöbette,
Bir gün gelecek,
Açılacak pencerem gözlerine,
Beraber yakacağız mevsimleri,
Bir kaldırım taşında geceleri,
Kar tanelerine fısıldayıp,
Ürküteceğiz gölgeleri.
Her yalnızlık
Soğuktur biraz
Ve yürür ihtişamla yüreğime
anne şefkatiyle bir gecede
Yuva yapar yıldızlar şakaklarıma
Paslanmış bir köşede
Ne mehtabı sayıklar bu geceler,
Ne gölgelere kucak açar.
Deryayı yudumlar serinler,
Nefsim, yüreğimden taşar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!