Baba,
ben galiba içimden sessizce eksiliyorum
kimse fark etmeden, bağırmadan, kırılmadan…
Sadece azalıyorum.
Bir şeyler taşıyorum içimde
adı konmayan, rengi olmayan, sesi çıkmayan şeyler…
Ne zaman başladığını bilmiyorum
ama çok uzun zamandır bitmiyor.
Geceler var baba,
uyuyorum sanıyor herkes
ama ben aslında kendimden uzaklaşıyorum.
Gözlerim kapanıyor
ama içim açılıyor…
ve orada kimse yok.
Ben bazen hiçbir yere ait değilim gibi hissediyorum
ne bir evin içindeyim
ne bir kalbin yanında
sanki dünya beni misafir bile almamış.
İnsanların içinde duruyorum
ama içimde kimse yok
konuşuyorum ama sesim bana bile ulaşmıyor
gülüyorum ama içim duymuyor.
Baba,
ben ağlamayı da unuttum
çünkü gözyaşı bile gelmiyor artık
sanki içim kurumuş bir nehir gibi
çoktan susmuş.
Bazen duruyorum
içimde bir şey kırılacak gibi oluyor
ama kırılmıyor
sadece daha derine gömülüyor.
En çok da bu yoruyor beni
hiçbir şeyin tam olmaması
ne tamamen acı
ne tamamen yokluk…
Sadece arada kalmak.
Ben kendimi bile taşıyamıyorum artık
bir yerden bir yere değil
kendimin içinde sürükleniyorum.
Ve kimse görmüyor
çünkü dışım hâlâ ayakta
içim çoktan oturmuş bir enkaz gibi.
Ama yine de…
içimde çok küçük bir yer var
çok sessiz, çok kırılgan…
bir zamanlar mutlu olmayı hatırlayan bir yer.
Belki o yüzden hâlâ buradayım
belki o küçük yer
beni tamamen bırakmıyor.
Baba…
ben yoruldum
ama içimde hâlâ bir çocuk var
susturulmuş, unutulmuş,
ama hâlâ yaşayan…
Kayıt Tarihi : 7.05.2026 10:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!