Gözlerimde uçurtmalar uçurmuşum
Hep senin mavi gözlerinde...
Gözyaşımı beyaz bulut sanmışım
Gökyüzünün renginde yanılmışım
Beni benzi sararan güneşin yeni ressamı
Mavi gökyüzünün neşeli boyacısı
Otuz sayfalık kısa öykünün sıcacık ayı
Bir aylık yürürlükte kalan yasanın en güzel hali
Hoş geldin,
Bir masa iki sandalye, yeryüzünü kıskandıran bir haldeyiz seninle
Gözlerimle yazıyorum gözlerine sanki hiçbir şey yitirmemişçesine
Buğday başağı zamanları soluduk, o sandalyedeki nefesimizle
Bazı harfler telaşlıdır, bazıları korkak
Bazıları anımsatmaz hiçbir şeyi
Bazısı oyar, bazısı ise bir kibritin aleviyle yakar seni
ADININ ilk harfi tepiniyor koridorlarımda
Diğer harflerde koluna giriyor işte oluşuyor ADIN
Bak anımsatıyor, oyuyor ve yakıyor
Bir denize dökülen ırmaklar bile değiliz,
Sen başka denizin sularında boğulurken,
Ben siyahın sularında sana bakarak gömülüyorum.
Sesimi duysan nafile kolların ulaşamaz bende ki coğrafyaya...
Karabulutlar çöker yurduma yatağımdan taşarım..
Nefesim çırpınırken damlalarına ulaşma hayali ile akarım...
Yüreğimin düğümüydün sana mahkumdu gözlerim.
Senin gözlerine hapsolabilseydim eğer gülerdi kaderim.
Kendimi öldürdüm, ruhumun sanığıyım artık
Ziyandadır ömrüm hiç kalmadı bende mantık.
Meftunum ben bu yüreğimdeki zincire
Kanayan gökyüzünün üşüdüğünü hissettim
Ört onu duanla belki titremez yalnızlığından
Bu nasıl yalnızlık, ona selam verenler var
Onunki aslında dev bir yalnızlık..
İnsan kim?
Toprağı avuçlayan çamurunda günahı arayan mı?
Çiçekleri solurken baharı vuran mı?
Karalanmış bir sayfanın arka sayfasına geçmiş kadar,
Aşikar bir izin var yüreğimde,
Göremeyebilirler bu arka sayfayı ama;
O sayfada izlerin duruyor bak silinemiyor.
Kaç sevda eder kalbimin cüssesinde taşıdığım aşk?
Adını söylerken içime neden kelebekler konar?
Çölün üzerinden yağmuru bekler gibi seni beklediğim aşikar
Görmez misin, kaç orduyu bakışım etti tarumar?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!