Bir duvarın yüzünde çizilmiş mazinin izleri
Çürüyen gökyüzüne inat yıkılmamış anıları
Bir duvar; güneşi öpmemiş hiçbir zerresi
Diken yelkovanı sarmış,
Soğuk duvarlar koynuna girmiş
Bir masanın başında oturmuşuz,
Aynı bardaktan çay içiyoruz ikimiz,
Çaya karışıyor tüm duygularımız
Tad katıyoruz birbirimize, yine el eleyiz
Gök eğildi de burkuldu harflerim
Azgın gökyüzü acıttı bendeki dikeni
Taşlar uzandı boylu boyunca bulutlara
Elimde tek bir kalemim!
Sığındım söğüt ağacın gölgesine,
Çiçeklerin yüzüne değen renkler,
Bugün damıtılıp yüreğime konuyor…
Bugün tebessüm de konuyor
Ey benim denizim
Dalgasında boğulduğum
Mavisinde durulduğum
Tuzunda eridiğim
Ey benim denizim
Dalgasında boğulduğum
Mavisinde durulduğum
Tuzunda eridiğim
Suyunu yudumladığım
Eylül gibisin
Bir sarı yaprak düşmüş
Bir yağmur uğramış
Bir rüzgar esmiş sende
Aradım…Her soru işareti katran karası
Kalbimde acıyı eledim
Tortusunda yok oldum da buldum kendimi
Seninle….
Bu sokaktan benim gibi kim geçebilir
Bir daha bu şarkıda kim ağlayabilir
Ayağımın ucundaki yaprağı kim anlam yükleyebilir böyle
Sen gittikten sonra
Çayın tadı eskisi gibi değil
Yazın ortasında neden hava bulutlu?
Bu şarkıyı neden defalarca dinliyorum?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!