Kapının önü insan yığını, sesler kulağımda uğulduyor
Kapıyı kapatsam nafile çığlıklar insanı deliyor
Hak arayanın yanında bir de çocukların ağlaması
Küçük bir mahşerin yansımasıydı sanki burası
Hiç kimse bakmıyor ve herkes duvarları kendine örüyor
Küçük kızın düşmesine kimse bakmıyor
Bir duvarın yüzünde çizilmiş mazinin izleri
Çürüyen gökyüzüne inat yıkılmamış anıları
Bir duvar; güneşi öpmemiş hiçbir zerresi
Diken yelkovanı sarmış,
Soğuk duvarlar koynuna girmiş
Bir masanın başında oturmuşuz,
Aynı bardaktan çay içiyoruz ikimiz,
Çaya karışıyor tüm duygularımız
Tad katıyoruz birbirimize, yine el eleyiz
Gök eğildi de burkuldu harflerim
Azgın gökyüzü acıttı bendeki dikeni
Taşlar uzandı boylu boyunca bulutlara
Elimde tek bir kalemim!
Sığındım söğüt ağacın gölgesine,
Çiçeklerin yüzüne değen renkler,
Bugün damıtılıp yüreğime konuyor…
Bugün tebessüm de konuyor
Ey benim denizim
Dalgasında boğulduğum
Mavisinde durulduğum
Tuzunda eridiğim
Ey benim denizim
Dalgasında boğulduğum
Mavisinde durulduğum
Tuzunda eridiğim
Suyunu yudumladığım
Eylül gibisin
Bir sarı yaprak düşmüş
Bir yağmur uğramış
Bir rüzgar esmiş sende
Farz et
Farz et,
Eylül ayında değiliz
Haziran ayındayız
O sokaktan geçmediğimizi
Aradım…Her soru işareti katran karası
Kalbimde acıyı eledim
Tortusunda yok oldum da buldum kendimi
Seninle….




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!