Dikenli tellere takılmış bir kuş tüyü
Siyah bir beze sarar yüreğimi
Çocuğun gözünden süzülen heybetli çivi
Dallarım vardı benim kucak dolusu sevgiyi sunan
Kanatlarım vardı benim gökyüzüne uzanan
Karanlığın ellerinden tutanlar dalları kırarlar
Peki ya kanatlarımı kim taşladı, böyle oldu kan revan?
Giryanım emzirdi bakışımdaki beni
Terk etmedi bendeki yaslı dereyi
Saçlarımdan sıyrılır akkor düğümleri
Aynalar kırılır yeşerttiğim hayalleri
Hangi kelimeyi alsam elime
Kapının önü insan yığını, sesler kulağımda uğulduyor
Kapıyı kapatsam nafile çığlıklar insanı deliyor
Hak arayanın yanında bir de çocukların ağlaması
Küçük bir mahşerin yansımasıydı sanki burası
Hiç kimse bakmıyor ve herkes duvarları kendine örüyor
Küçük kızın düşmesine kimse bakmıyor
Bir duvarın yüzünde çizilmiş mazinin izleri
Çürüyen gökyüzüne inat yıkılmamış anıları
Bir duvar; güneşi öpmemiş hiçbir zerresi
Diken yelkovanı sarmış,
Soğuk duvarlar koynuna girmiş
Bir masanın başında oturmuşuz,
Aynı bardaktan çay içiyoruz ikimiz,
Çaya karışıyor tüm duygularımız
Tad katıyoruz birbirimize, yine el eleyiz
Gök eğildi de burkuldu harflerim
Azgın gökyüzü acıttı bendeki dikeni
Taşlar uzandı boylu boyunca bulutlara
Elimde tek bir kalemim!
Sığındım söğüt ağacın gölgesine,
Çiçeklerin yüzüne değen renkler,
Bugün damıtılıp yüreğime konuyor…
Bugün tebessüm de konuyor
Ey benim denizim
Dalgasında boğulduğum
Mavisinde durulduğum
Tuzunda eridiğim
Ey benim denizim
Dalgasında boğulduğum
Mavisinde durulduğum
Tuzunda eridiğim
Suyunu yudumladığım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!