Suküt- u hayalin vuruyor pencereme
Bir damla damlıyordu göğün gözlerinden
Yakama konan karanfiller beyhude
O zamanlar çok geride kaldı artık
Perdeleri çekerdik karanlıklara
Beni öldürdüler
Avlandım bir tilkiye
Yanıldım postuna
Dostummuş sandım
Kasvetli hava soyundu gökyüzünden,
Kahırlı bulutlar göç etti öpücüğünden.
Dudağından yanağıma şarkılar akar,
Harabemden inşa ettin beni ey yar !
Öyle güzeldi ki
Öznesi seninle başlayan ortak yüklemlerin eylemindeydik
Birlikte ektiğimiz çiçekleri temaşa ederdik
Ve sen köpüklü bir kahvenin telvesinde gördüğüm kalptin
Daha ne olabilirdin ki, canın yandığında yüzümdeki o hal
Kanatlarım ağır taşıyamıyorum
Kurşunladınız yine de uçabiliyorum
Hançeriniz bakışlarınızdaki kötü düşüncede
Dağlar gülümsesin, ben yine uçabiliyorum
Tek katlı evlerde pencereden sarkan mutlulukları
Mahallede süzülen çamaşırların sabun kokularını
Gürül gürül sokaklardan akan çeşmeleri
Tebeşirle yerlere karaladığımız sek sek oyunlarını
Mukaddesin üzerinde bir akşam örtüsü
Ellerin mum ışığındaki çaresizliğin yüzü
Mozart'ın tınısında çiçeklerin dikeni
Parçalanan ruhumun mavi yelkeni
Elini ver küçük kız o çok sevdiğin pembe bulutları sıkalım
İçinden aksın rengi, hayat nasılsa o renkte olsun bulutlar
Dünyanın küllerine ram olanlar pembeyi ezip geçerler
Güneş hala var olsa da; dünya avuçluyor siyahı
Pencereden bakıyorum.
Bağrından koparmış yapraklarını tutamamış sözünü
Şarkı söylerdi rüzgarda saçların
Posta kuşları konardı gözlerime
Kök salardı mektubun ömrüme
Saklardım çiçeklerini ceplerimde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!