Öyle hüzünler toplarım ki, sensizliğin demetini kucakladığımda..
Dumanlar yağar günlük güneşlik günlerime..
Düşler yok olur ve gözyaşı koşar zamana ...
Ama sen bir gelsen kördüğüm olur baharlar bana..
Mevsimimin mecalsiz yaprakları bir bir düşerken,
Kış günlerimin diyetini ödedim bakışında...
Eridi, sahibi sandığım buzlar ve karlar...
Gözlerimin bakışı takıldı senin gülüşüne,
Hüzünler göc etti ruhum ruhuna dolanınca,
Ve ben gözyaşlarımı sildim kopan yapraklara..
Güneşin okşayışı hafifletir miydi acıları,
Ya da yok eder miydi zemherinin dokunuşunu?
Zamana siyah yağardı, dudağından dökülürdü inci, mercan
Belki de sıyrılırdı karanlığın ayak izi
Bir sayfada çoğalırdı şarkıların nağmesi
Kuşun kanadından süzülen tüy gibi değildi sana veda eden gözlerim
Kırılan kadehin dört bir tarafa sıçrayışındaki serzenişti bu
Veya savaşın ortasında kana bulanmış zırh gibiydi yüreğim
Oysa ne çok barışık cümleler kurardık birbirimize
Ve gül destesinden türküler söylerdik gülümsemelerimiz her notasında
Özlemek bir kelime değil, lügatımda açıklayamam manasını
Zaman , kirpiklerinin birbirine değmesi kadar acı verici artık
Susmak, tüm cephelerde mağlup olmanın buruk bir sızısı
Siper ettiğim kalbimin aynasında gördüm suretimin kılıç yarasını
Gökyüzüne açılan pencelerin perdeleri yırtmaktı kuşun kanadı
Uçamadık sevdanın renginde ve hayat savaşın tam ortası
Tel örgülerin arkasından baktım sana,
Sen sarardın, döküldün,
Bir yağmur yağdı sonra,
Islandık birlikte,
Sen yine sarı renginle bak bana,
Gitme,veda zamanın olsa da,
Bir yaprak elimi kondu kırık kanatlarımdan güvercinler uçurdu
Köhne düşüncelerimin elinden tutan rüzgar meydanlarda atlar koşturdu
Nereden bilebilirdim ki, yakarken yalnızlığımı yağmurlara yürüdüğümü
Yaşamın her harfiyle tanıştığımı ince tebessümümde gömebileceğimi
Nedir ki kalbinin ağırlığı ya da değeri?
Satamadığı mendilleri yüzünden,
Biçare kalarak merdivende gözü yaşlı çocuk muydu?
Sabahın ayazında simitleri satmak zorunda olan kolu ve bacağı olmayan adam mıydı?
Denize hüzünle bakan yaşadıklarının muhasebesini yapamayan kadın mıydı?
Bardaktaki suya dalıyor gözlerim,
Kendi kabında hafif salınımlar yapıyor
Yüregim gibi
Ya da her gün gibi...
Gark oluyorum bir an,
Yüreğimin rüzgarıyla haykırdım uçurumdan kendime
Bütün dallarım göç etmişti bedenimden
Bir kök kaldığımı bahar gelince anladım
Kelimelerim heyelana yakalanırken;
Örtülüyordu ve gündüzler yıkılıyordu gözlerimin içinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!