Masada bir çay
Dumanı tütüyor üzerinde
Masanın üzerinde kalın harfli fısıltılar yükselirken
Görünür olmasa da;
O çok sevdiğin saçlarımı kestim
Sonra gülüşlerim eksildi
Bir rüzgar esti odama
Tüllerin pencereden ayrılışını izledim
Sen keçeli kalemleri severdin
Ben kurşun kalemleri
Sen resim yapardın, ben yazı yazardım
Direğin önünü rehin alırdık, ateş böcekleri eşliğinde
Oyun çığlıklarına gofretlerimizi katık yapardık
Yürüyen ömrün koşan heyecanlarını yaşadık .
Güneşin kavurduğu çiçek çölde değildi
Yapraklarına kar taneleri düştü de,
Dumanı sardı kokusu
Yangınında gülücüğü umudunda saklıydı
Ben aysız bir gecede doğmuşum
Yıldızlar alnımdan öpmüş seni gördüğümde,
Savaşın ortasında kalmış bir çocukmuşum
Kurtarmışsın beni göğsünün siperiyle
Sokağın köşe başlarında bir çiçek dahi satamazken
Pencerenin yüzünde şımarık bir tül,
Ya kaçar ya gelir
Gamlı bir havada sokakta;
Hangi taş dolanır ayağıma
Kumlara gömülen hayalin bitişiyle akmasın gözyaşımız
Müziğin ritmiyle coşan güllerin es işaretiyle solmasın
Taktığımız çiçekten taca zemheri uğramasın
Hep fotoğraftaki gibi kalsın çocuk yüreğimiz...
Bir demet gül,
Senin için sevgiyi anlatmaya yeterdi
Derdim bir ömür anlatmaya yetmezdi
Bir dalın kırıldığında,
Cümlelerimin sayfaları
Götür beni ey sokak, sözlerini ben söyleyim adımlarımın.,
Ayni nakaratta volta atmayım burada,
Ruhumun rotası kalabalıklarla kangren olmasın,
Yüreğimin koridorlarında sert duvarlar incitse de beni,
Bu defterde imzan var
Yüzün var
Adın var
Tam ortasından ayırdım defteri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!