Benim bahara esir oluşum sarının istilasının zaferidir.
Müptela olduğum zamanın ceplerinde bana hediye ettiği demler;
Düşen sarı yaprakların yenik bir türküsü değil,
Günün ilk ışığıyla Kız Kulesine selam verdim.
Kolumdan tuttu şehrin eli, en puslu havam gitti
İnsanın suskunluğu sessizliği değildi halbuki
Kapattım bir müddet gözlerimi haykırarak "sana aşığım" dedim.
Bütün hücrelerimde adın çivili
Damlasında sen,
Acısında sen,
Yere düşen kalemi çizer yüzün
Kalemi tutan sen,
Çizdiren sen,
Öyle hüzünler toplarım ki, sensizliğin demetini kucakladığımda..
Dumanlar yağar günlük güneşlik günlerime..
Düşler yok olur ve gözyaşı koşar zamana ...
Ama sen bir gelsen kördüğüm olur baharlar bana..
Elimde bir fincan çay buharlaşırken,
Masanın örtüsüne iki damla yaş düştü,
Biri sen, biri ben...
Sonra buharlaşarak kurudu,
Sözlerin
Yıldızlar dolanır yollarıma,
Filizlenir adımlarım gülistanda,
Bir gün düşer tarihe,
Gezsin buzullardan sahralara korkmadan bu beden
Gözlerindedir cemre ancak gelir bahar senden
Tara karanlıkları yüreğinle aydınlık düşer gecelere
Mevsimimin mecalsiz yaprakları bir bir düşerken,
Kış günlerimin diyetini ödedim bakışında...
Eridi, sahibi sandığım buzlar ve karlar...
Gözlerimin bakışı takıldı senin gülüşüne,
Hüzünler göc etti ruhum ruhuna dolanınca,
Ve ben gözyaşlarımı sildim kopan yapraklara..
Güneşin okşayışı hafifletir miydi acıları,
Ya da yok eder miydi zemherinin dokunuşunu?
Zamana siyah yağardı, dudağından dökülürdü inci, mercan
Belki de sıyrılırdı karanlığın ayak izi
Bir sayfada çoğalırdı şarkıların nağmesi
Şiirsiz şiir (siz)
Şiir astı kendini
Cenazesi kelimelerdi
Zaman, kafiyeyi çarmıha gerdi
Kalpler ayak ucuna itildi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!