Bir bavulda çok şey taşınır
İki gözü sarhoş eden baygın ruhu
Satırları parçalayan anıları
Bir bavul ne kadar ağır olabilir
Bayım 🎩
Bir ıslak bir şehir
Bütün kuruyan kaldırırımlarda ayak izleri
Adımınızın izi yoktu bayım
Bu kadar damlaların istilasında...
Kalemin ucundan dökülen mürekkebin değdiği iz misin?
Kağıda tüm gücüyle yaslanan hisli bir şiir misin?
Hattatın gözbebeğinden parmaklarına dokunan ince bir şekil misin?
Sokağın başında duran bankın yalınayak tanık olduğu hikaye misin?
Buğulu camlara çizilen bir hayalsin belki,
Ah bugün dün gibi…
Peki yarın ?
Gül konar mı eskisi gibi güne ?
Saksısından taşar mı yapraklar?
Parmaklarımda dallar var
Belki bir çınar ağacının gövdesiyim
Sevdiğine taç yapmak için,
Dolandı mı kablolarım beynim karıştı?
Yoksa ömrüm bitti, hurdaya mı dönüştüm?
Ah bu buzlu havalar beni mahveder ama çekiciler beni çeker.
Bozuluyorum tuhaf hareketlere lakin tek bildiğim eksper
Bir gözyaşım.,titrek parmaklarınla bir hışımla sildiğin.
Belki bir türküyüm, yüreğine kuru otlar eken.
Bestekârın tamamlamasını beklediği son notasıyım bestenin.
Gri bir bulutta olabilirim ekini yağmuru bekleyen çiftçi için.
Ya da bir yâre gönderilen mektubum sımsıkı bağrına sardığı..
Eteklerin de zil miyim, müjdeli haberlerden sonra?
Sen günahsız ve ahsız bir insan
Ben ise sana inanmış bir hiç kimse
Gözlerim lekeyi tutmaz sana bakarken
Ezberledim yüzündeki her çizgiyi
Gözlerindeki güvercinin kanatlarını
O esnada aşkın sarayında oturduğumu
Yıkılışımdaki tuzla buzun adını kazıdığımı
Saydım vurgunlarını…
Hep bir yığılıp kalan umutlarımı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!