Ah bugün dün gibi…
Peki yarın ?
Gül konar mı eskisi gibi güne ?
Saksısından taşar mı yapraklar?
Parmaklarımda dallar var
Belki bir çınar ağacının gövdesiyim
Sevdiğine taç yapmak için,
Dolandı mı kablolarım beynim karıştı?
Yoksa ömrüm bitti, hurdaya mı dönüştüm?
Ah bu buzlu havalar beni mahveder ama çekiciler beni çeker.
Bozuluyorum tuhaf hareketlere lakin tek bildiğim eksper
Bir gözyaşım.,titrek parmaklarınla bir hışımla sildiğin.
Belki bir türküyüm, yüreğine kuru otlar eken.
Bestekârın tamamlamasını beklediği son notasıyım bestenin.
Gri bir bulutta olabilirim ekini yağmuru bekleyen çiftçi için.
Ya da bir yâre gönderilen mektubum sımsıkı bağrına sardığı..
Eteklerin de zil miyim, müjdeli haberlerden sonra?
Sen günahsız ve ahsız bir insan
Ben ise sana inanmış bir hiç kimse
Gözlerim lekeyi tutmaz sana bakarken
Ezberledim yüzündeki her çizgiyi
Gözlerindeki güvercinin kanatlarını
O esnada aşkın sarayında oturduğumu
Yıkılışımdaki tuzla buzun adını kazıdığımı
Saydım vurgunlarını…
Hep bir yığılıp kalan umutlarımı
Gönül tezgahımda zakkumlar boy atarken
Sehpasında boynuma geçen kementti gözlerin
Lambaları yaktım, karanlık sayfalarla muhabbet ettim
Sözlerim şarkı olurdu dilimde, anlayabilseydin beni
Yıldızlara kefenini giydirdim, koynuma dikenleri taktım
O parkta karlar elimde erirken
Yanıma izinsizce oturdun
Arabanın içinden bir şarkı duyuldu
Bu ne be arabesk mi diyorum?
O bembeyaz bulutlara zehirli bir diken dokunuyor
Masumluğunu kaybettiği için
Ağlıyor her bir gözü bulutun
Korkuyor kara gölgelerden
Kutsallık yıkılıyor artık yeryüzünde
Abideler çöküyor, koşar ayak ilerleyen kötülüklerden
Bir çayda , karışmış dumanında heyula
Göç etmiş meyusun yüzündeki ayna
Bir çayda, endamında saklıdır izler
Kah bazen hüzün, kah bazen sevinçler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!