Zaman akarken o yuvarlak masa saatinden,
Bir kuruşluk anı varken ceplerimde,
Aç kapıyı!
O kıvırcık saçlı, elma sekeriyle kız çocuğu kapında...
Abdest alır tüm dünya bulutların kucaklaşmasından
Koşar dört nala hayat tebessümün alnından
Ezanlar eriyor insanın dumanından
Sehpalardan sallandırdık kendimizi günahların yasından
Kelimelerin başı kesildi kan süzülüyor zamandan
Ağla ki duvarlar yeşeriyor hicranımızdan
Üç kuruşluk hayat için
Çocukların çiçek satması reva mıydı?
Soğuktan titreyen parmakların arasına
Can kırıkları oymaz mıydı?
Kalbimin belasıdır akrebin kelepçesindeki nefesim
Devasıdır senden firar eden kalbim
Alt tarafı sobanın üzerindeki ekmekle mutlu olacaktık
Alt tarafı papatyalardan taçlar yapıp prenses olacaktık
Alt tarafı masumiyetin çizgisindeki çehremizle bakacaktık
Alt tarafı beş taşla avucumuzda hayatı yakalayacaktık….
Yıldızlara and olsun
Her hücremde kilitledim varlığını
Yıldızlar kaysın unutursam adını
Bir türkünün bam telinde hatırlarsın eski günleri,
Gözlerinin tellerinden süzülür damlalar,
Köşe başında beklediğin işte o an,
Eski bir takvim yaprağı bugüne konar.
Anne
Gözlerimde bir destandın anne,
İlk buluşmamızda gülistan eyledin yüzümü
Fezanın bütün renkleri gözlerinde,
Annem, şimdi renklerin nerede?
Aşıklar yorulmaz
Cümlenin bütün öğeleri olsan da
Kanyonlardan geçse de yolların
İpi kopsa da balonlarının
Suni teneffüs varsa zamanlarının
Yine de aşıklar yorulmaz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!