Bir türkünün bam telinde hatırlarsın eski günleri,
Gözlerinin tellerinden süzülür damlalar,
Köşe başında beklediğin işte o an,
Eski bir takvim yaprağı bugüne konar.
Aşıklar yorulmaz
Cümlenin bütün öğeleri olsan da
Kanyonlardan geçse de yolların
İpi kopsa da balonlarının
Suni teneffüs varsa zamanlarının
Yine de aşıklar yorulmaz
AŞK
Aşk, yanan bir tüy
Aşk, gül yaprakların düğümü
Aşk, gözyaşındaki bir gamze
Aşk, dağın zirvesindeki bir lav
Saçlarını topla saatin tüm vakitler senin yüzün
Rüzgarı azat et yeryüzünden, bakışların bana essin
Sen konuşuyordun, kanat izleri oluşuyordu gökyüzünde
Fiyakalı yaşamdır benim için aynada iki kişiyi görünce
Tarifsiz bir mevsimin harflerin tuzağındayım,
Kalbin bir kapan , anlarım bunu yüreğimin kırıklığından
Mor çoraplı bir kadın geçer sokaktan
Karanlığın ortasında bir ceberrut konuşur taştan
Hiçbir kelimemin ünlemle ilişkisi yoktu o zamanki takvimde,
Nasıl oldu da zamanın çatık kaşı selama durdu
Güneş güne bekçiyken firar etti de gün akşam oldu
Kelimelerimi rehin aldı nefesimin enkazı
Kalemin ucundan dökülen mürekkebin değdiği iz misin?
Kağıda tüm gücüyle yaslanan hisli bir şiir misin?
Hattatın gözbebeğinden parmaklarına dokunan ince bir şekil misin?
Sokağın başında duran bankın yalınayak tanık olduğu hikaye misin?
Buğulu camlara çizilen bir hayalsin belki,
Parmaklarımda dallar var
Belki bir çınar ağacının gövdesiyim
Sevdiğine taç yapmak için,
Dolandı mı kablolarım beynim karıştı?
Yoksa ömrüm bitti, hurdaya mı dönüştüm?
Ah bu buzlu havalar beni mahveder ama çekiciler beni çeker.
Bozuluyorum tuhaf hareketlere lakin tek bildiğim eksper




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!