Gecenin körü, yine aynı çıkmaz sokak...
Gölgem bile benden kaçar, adımlarım tuzak.
İçimde bir savaş var, mağlubu hep benim.
Aynalarda solgun, aidiyetsiz bir yüz,
Hangi şehre gitsem, içimde hep aynı güz.
Zehirli bir sarmaşık gibi dolandın ruhuma,
Ne seninle oluyor, ne de bensiz bir yuvada.
Yorgun kalbim direniyor bu amansız kasvete,
Ağır bir itiraf dökülüyor dudaklarımdan geceye.
Ne git diyebiliyorum, ne kalmaya var mecalim,
Her nefeste biraz daha tükeniyor hayalim.
Çırpındıkça batıyorum bu dipsiz girdapta,
Gözlerin bir pranga, esirim bu azapta.
Kaçmak istedikçe sana çıkıyor bütün yollar,
Keseceğim şimdi nefesimi son defa.
Bir, iki, üç, sus!
Yok artık içimde sana ait bir yara!
Savruldum rüzgârınla, düştüm en kara!
Yak ne varsa geçmişten, külleri kalsın bana!
Yabancıyım ben artık, inandığım masallara!
Çık aklımdan, teslim olmam toksik kollara!
Gecenin üçü, direksiyonda titriyor ellerim,
Şehir akıyor camdan, kaybolmuş benliğim.
Radyoda çalan o şarkı, sanki bizim hikâye,
Nasıl kandım o masum görünen gözlerine?
Bağımlılık bu, aşk değil, kanımda dolaşan zehir,
Yokluğunda üşüyorum, varlığında yıkılır bu şehir.
Kendimden kaçarken sana tutulduğum anlar,
Şimdi ardımda bıraktığım o sessiz çığlıklar.
Belki bir gün anlarsın, belki çok geç olur,
Aidiyet dediğin şey, böyle mi son bulur?
Kırık bir kalp bıraktın, soğuk ve kimsesiz,
Geriye dönüp bakma, bu yol artık sensiz...
Dönmem artık...
Yabancıyım sana...
10.10.2002
Cengiz YAMAN
Kayıt Tarihi : 20.05.2026 14:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
“Yabancıyım Sana”, 10 Ekim 2002 tarihinde, insanın hem sevdiğine hem de kendine yabancılaştığı bir ruh hâlinden doğdu. Şiir; bir çıkmaz sokakta, gecenin en sessiz saatinde, kalbin içinde büyüyen savaşın kelimelere dökülmüş hâlidir. Bu metinde aşk, huzur veren bir sığınak değil; insanı kendi içinde dolaştıran, kaçtıkça daha çok içine çeken bir girdaptır. Şair, bir yandan geçmişin izlerinden kurtulmak isterken, diğer yandan o izlerin hâlâ ruhunda dolaştığını hisseder. Direksiyonda titreyen eller, aynalardaki solgun yüz, şehirden şehre taşınan aidiyetsizlik ve “Bir, iki, üç, sus!” kırılması; şiirin en sert iç çığlığıdır. Bu şiir, biten bir sevdanın ardından yazılmış bir veda değil; insanın kendi içindeki esarete karşı söylediği son sözdür: “Dönmem artık... Yabancıyım sana...”




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!