SARAN DA YOKTUR
Aşk denen muamma, tek hece dilde,
Kerem’den miras mı savrulan külde?
Feryadım boğulur esen her yelde,
Görsen de duyan yok, gören de yoktur.
Güzeli yaratan Nakkaş’a sığın,
Hikmeti bundadır dağın ve çığın.
Gözündeki perde, sendeki yığın,
Yarsan da mana yok, yaran da yoktur.
Hazan vurmuş ömre, bahar bekledim,
Gündüzü unuttum, gece ekledim.
Nedamet hırkasın giyip tekledim,
Dursan da vakit yok, duran da yoktur.
Alevler içinde üşür bedenim,
Toprakta saklıdır asıl nedenim.
Yoktur ardım sıra veda edenim,
Varsan da menzil yok, varan da yoktur.
Susuz kuyu gibi çekerim derdi,
Azrail pusuyu içime serdi.
Ömür sinesinden ne güller verdi,
Dersen de bağban yok, deren de yoktur.
Soyunup kibrinden hiçliğe bürün,
Bırak masivayı yerlerde sürün.
Mekânsız iklimde kalbine görün,
Ersen de vuslat yok, eren de yoktur.
Ruhumun feryadı arşa dayandı,
Sabrın tezgâhında çile boyandı.
Uykudan uyanan gerçeğe kandı,
Sürsen de devran yok, süren de yoktur.
Ölmeden ölmektir işin aslı, bil,
Ağlayan gözlerden yaşlarını sil.
Sırrımı faş etmez lâl olası dil,
Sersen de postun yok, seren de yoktur.
Karanlık gecede parlayan yıldız,
Göğün aynasında kimsesiz, ıssız.
Dillerde dolaşır bestesi sazsız,
Vursan da mızrap yok, vuran da yoktur.
Son nefes dudağa gelip de çatsa,
Güneş ufuklardan ebedî batsa,
Dünya bütün yükü üstüme atsa,
Sarsan da kefen yok, saran da yoktur.
Cengiz YAMAN
13.07.2006
Kayıt Tarihi : 18.04.2007 22:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!