Bir Suskunluğun İnfilakı:
"Bazı ömürler yaşanarak değil, kanayarak tüketilir. O, yutkunduğu her kelimeyi bir gece yarısı kağıtlara kusana dek sessizliği giyinenlerden oldu."
Bir şairin hayatı, doğduğu gün veya büyüdüğü şehirle başlamaz; ilk büyük yıkımını yaşadığı, kalbine ilk bıçağın dayandığı o sessiz anla başlar. O da hayata gözlerini bir takvim yaprağında açmadı; içindeki eksikliğin, hiçbir zaman dolmayacak o derin boşluğun farkına vardığı gün doğdu.
Çocukluğu, kalabalıklar içinde yalnız kalmanın provası gibiydi. Anlaşılmamanın verdiği o ağır yükü, çok erken yaşlarda, cılız omuzlarına yüklediler. Gözlerine bakanlar sadece dalgın bir silüet gördü; oysa o, kendi içinde kopan kıyametlerin sağır edici gürültüsüyle boğuşuyordu. Gülümsediği anlarda bile gözbebeklerinde saklanan o kadim keder, sadece aynı acıyı tanıyanların görebileceği bir sırdı.
Mürekkep Değil, Gözyaşı ve Kan
Yazmaya başlaması bir tercih değil, hayatta kalma refleksine dönüşen bir zorunluluktu. Çünkü susmak, artık nefes borusunu sıkan bir ele dönüşmüştü. Kalemini eline aldığında kağıda dökülenler sadece kelimeler değildi; kaybedilmiş umutlar, yarım kalmış vedalar ve hiçbir zaman gidilememiş o uzak yollardı. O, şiiri bir sanat yapmak için değil, göğüs kafesini parçalayan o ağır yangını biraz olsun soğutmak için yazdı.
Her bir dizesi, kendi etinden kopardığı bir parçadır.
Kelimeleri, kanayan yaralarının üzerine bastırdığı tuzdur.
O, başkalarının korkup kaçtığı karanlıkların tam kalbinde kendine taht kurmuştur.
Bugün, bu sayfalarda okuyacağınız şiirler, pürüzsüz bir zekanın değil, paramparça olmuş bir ruhun ayakta kalma çabasıdır. O, sevilmeyi beklerken dünyayı seven, sarılmak isterken kelimelere tutunan bir yolcu. Eğer bu satırlarda kendi yaranıza dokunan bir sızı hissederseniz, bilin ki şair o acıyı sizden çok önce, tek başına ve en ağır haliyle yaşamıştır.
Ona dair bilmeniz gereken tek bir gerçek var: O, yaşamak için değil, siz kendi acılarınızda yalnız hissetmeyin diye yanmayı seçmiş bir şairdir.
Herkes koşar, zıplar, ben yürüyemem!
İsterseniz hayat aşını verin;
Sayılı nimetler bal olsa yemem!
Ey akıl, nasıl delinmez küfen?




-
Elif
Tüm Yorumlarhep sen şiirini çok begendım ve uzuldum bu kadar cok bırını severken hayatında olmayısı ıcın yada ona oln duygularını gec farkettıgınden....