YAKARKEN DE SEVİYORUM
Gece yarısı camda senin adın buğulanıyor,
Terk etmek istedim ama ayaklarım donuyor.
Zehrin tatlanmış artık, nefesimde kalmış,
Gitsem de ardına, kalsam da yanında yanmış.
Her sessizliğin bir cümle gibi bağırıyor,
İçimde bir ses “yeter” diyor ama kalp dinlemiyor.
Ruhum yorgun, kıyısında duruyorum hâlâ,
Sen bir girdapsın, ben de sana düşen yaprak...
Seni sevmek mi, kendimi yitirmek mi?
İkisi de aynı acı, ikisi de benim.
Kaçsam da dönerim sana, yolum hep sana çıkıyor,
Yokluğun beni dövüyor, varlığın da öldürüyor.
Ne sende ne sensiz, ikisi de yanlış,
Kalbim seninle yorgun, sensiz de yaralı kalmış.
Gözlerim kapalı ama seni görüyorum yine,
Toksik bir güneşsin, yakarken de seviyorum seni.
Küllük dolu masalar, soğumuş bir kahve,
Her şeyi unuttum ama seni unutamadım niye?
Aynada kendime bakıyorum — tanımıyorum artık,
Seninle kayboldum mu, yoksa sen mi buldun çatlağı?
Bir gün geçecek dedin, belki sen de inanmadın,
Benim gibi eksik birine doluydun zaten.
Ama şu an burada, kırık bir saatte bekliyorum,
Yelkenim yok, denizin ortasında kalıyorum...
Bir — iki — üç — sus.
Yakarken de...
Seviyorum...
Yakarken de...
Seni...
21.05.2000
Cengiz YAMAN
Kayıt Tarihi : 18.04.2007 22:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
21 Mayıs 2000 tarihinde, insanın hem kaçmak isteyip hem de kopamadığı bir sevdanın içinden doğdu. Camdaki buğulu isim, soğumuş kahve, küllük dolu masalar ve aynada tanınmayan yüz; sevdanın yalnızca kalpte değil, insanın bütün benliğinde bıraktığı yorgunluğu gösterir. Bu şiirin en çarpıcı yanı, sevginin artık huzur değil bir kayboluş hâline gelmesidir. “Seni sevmek mi, kendimi yitirmek mi?” sorusuyla aslında aşkın en karanlık sınırında durur




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!