Şimdi suskunluğun yankılanır boş sokaklarda.
Bir gölge gibi çekilirken adımların,
Geceye doluyor yokluğunun soğuk ayazı.
Bir zamanlar hayat kokan şu şehir,
Bir fotoğrafta donup kalan hatıra artık.
Kimsesizliğin kaldırım taşlarında,
Gecelerce dolaşmanın
Duygularına nasıl hükmettiğini,
Ve sebepsiz sandığın gözyaşlarının,
Bir insanı nasıl yıkabildiğini bir bilseydin,
Belki beni biraz olsun anlardın..
Bir şehir susuyor sanki sen susunca,
Sana çıkmayan bütün yollar çıkmaz sokak..
Takvimler yaprak döküyor,
Eski bir şarkı çalıyor, bestesi yarım, sözleri kırık.
Sadece sen değilsin benden giden;
Gözlerimin uykuyu unuttuğu bir zamanda,
Bana rüyalardan bahsetme artık..
Bir fener ateşi gibi yanarken şakaklarım,
Ne bir düşün sarılmasını isterim tenime
Ne de sabaha çıkacak süslü bir hayali.
Suya yazdığımız sözler hep yarım kalmaya mahkumdu belki de,
Belki de yarım kalan sevgilerin hepsi yalnızca bize aitti.
Ya da bize böyle öğretilmişti,
Sevgi ve ayrılığın kaidesi..
Ve sözleri üşüten gecelerde,
Hayat değil mi bu,
Altı üstü ; üç-beş nefes.
Ne ilk fırtınadır bu vurup geçen, ne de son gölge.
Bir elinde dünün izleri,
Diğerinde yarına dair bir tebessüm;
Sana kendine dikkat et diyorum ya hep,
Gönlüm kitap yazıyor aslında,
Ben onu üç kelimeye sığdırıyorum..
Masanın üzerinde iki fincan duruyor;
Biri çay,
Öteki bekleyiş.
Ne tuhaf...
Bir insanı unutmak,
Keşke gönlünde bir damla yerim olsaydı,
Ben yıldızlarca yağardım gecene..
Bir meşale yakıp karanlığına,
Serilirdim en sessiz köşe gibi dizlerine.
Gözlerin ki,
Üç vakte kadar yağacak bir yağmur,
Gözlerin ki,
Bozuk bir saat gibi hep aynı hüznü vurur.
Sensizlik bir dağ gibi dururken yanımda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!