Bazen en yüksek çığlık,
Dile gelmemiş o tek kelimedir.
Her şeyden önce sustun varsayalım;
Dilinde düğümlenen o son cümle,
Hiç doğmadan gömülsün kalbine.
Gözlerin uzaklara dalarken,
İsmim yankısız bir boşluk gibi
İçinde hapsolsun.
Bir uçurum kenarında rüzgârı dinlercesine,
Düştüğünü bile kabul etmeden
Sırtını döndün uçsuz boşluğa.
Sessizliği, korkularına siper ettin;
Oysa en sağır edici gürültü,
Hep o yarım kalan cümlelerden yükselir.
Vazgeçtin sayalım...
Yarım bırakılmış tozlu yolları,
Adımlanmamış ıssız şehirleri,
Ve hiç açılmamış kapıların paslı anahtarlarını,
Kalbimin vestiyerine birer yük gibi astın.
Bir hırka gibi çıkardın üstünden varlığımı;
Oysa ben ruhunun kıvrımlarına işlenmiştim.
Şimdi ben de susuyorum...
Ama benim susuşum bir boyun eğme değil,
Bir yangının küle dönmeden evvel
İçten içe, derinden yanmasıdır.
Kendi feryadımla,
Senin o zırhlı sessizliğini yaralıyorum.
Ne bir veda borcumuz kaldı artık,
Ne de anlatılacak masalsı bir yalan.
Masallar mutlu sonlara muhtaçtır;
Biz ise çıplak, soğuk ve merhametsiz
Gerçeği seçtik.
Anladım ki; sadece cesaretmiş eksik olan.
Eşiği geçecek bir adım,
"Gitme" diyebilecek tek bir nefesmiş...
Kayıt Tarihi : 25.03.2026 12:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!