Bakar mıydı hâlâ çeşm-i nâzın bu dil-i zâra, bilmem,
Söz nihâyet buldu, kaldık sükût ile hem-dem.
Gıyabımda savrulan kelâmın aks-i sâdasını duyarım,
Lâkin rûyuma çarpan her harf sîneme mühr-i elem.
İster gibi durur hâlin, lâkin adımın dâim gerû,
Bu tereddüd içinde muhabbet mi var, yoksa gizli bir dem?
Niçin seni o mahzun nebâta teşbih eyledim bilmezsin,
Zira bu şi'r-i hakikatı sana hiç okumadı bu kalem.
"Sevmem" demiştin şi'r-i; hakikatı şi'r idi ayn-ı hâl,
Ben derdi musrâya döktüm, sandın geçer zamanla gam.
Kendin sunmadığın hissi benden talep eyledin hep,
Ben cânı ortaya koydum, sen mizân kurdun gizli gizem.
Sadık der: Bu sitem değil, gönlük kırık tercümânı,
Sevda emanettir aslında; kıymet bilmeyene olur hep matem.
Kayıt Tarihi : 7.04.2026 16:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!