Gece çöker, hatıralar dökülür birer birer,
Sessizliğin koynunda büyür o eski günler.
İçimde bir yangın var, her nefeste can yakar,
Ağla ey gözlerim ama sen yine de vakarla;
Sus da bilmesin özlendiğini.
Hangi sokağa sapsam, ayak izlerin kalmış,
Bu şehir seninle doğmuş, seninle kararmış.
Adını her anışımda göğsüm daralır lakin,
Kilit vur diline, bu sitemi sakla canında;
Sus da bilmesin özlendiğini.
O şimdi başkasına nefes, başkasına yar,
Bizim payımıza düşen koca bir sonbahar.
Dönüp de bakmasın ardına, gururumuz kalsın,
Bırak o bizi unuttu sansın bu koca kışta;
Sus da bilmesin özlendiğini.
Beni haksız bilip gitsin, beni yalancı saysın,
Varsın kendi günahını benim boynuma yaysın.
Yeter ki bu derin sızıyı bir zafiyet sanmasın,
Dimdik dur karşısında, sakın rengini belli etme;
Sus da bilmesin özlendiğini.
Aynalar bile unuttu artık o eski bizi,
Zaman kapatsa da geçmiyor açtığın o sızı.
Kalp haykırmak istese de o en tanıdık ismi,
Göm o feryadı içine, kimseler duymasın sesini;
Sus da bilmesin özlendiğini.
Hükmü kesildi bu aşkın, kapandı o son perde,
Bir daha rastlaşmayız ne bugünde ne ilerde.
Şimdi bu dertle baş başa kalıp ölsek de serde,
Koru bu son kaleyi, yenilme o eski hevese;
Sus be yüreğim! Ben de biliyorum özlediğimi,
Sus da bilmesin özlendiğini.
Kayıt Tarihi : 10.06.2026 09:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Şiirimin takrir kısımları Özdemir Asaf'ın şiirinden ilham alınmıştır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!