Bir kavanozun dibinde saklı altın değil,
ateşle konuşmayı bilen tozsundur sen.
Bakırın sabrını,
Yürüyor gözü parlayan
Garbın eteklerine doğru yürüyor
Ardında bıraktığı nal sesleriyle bir ordunun
Kızıl göklü, ak köklü bir diyardan
Ne sadece hayal
Ne de gerçek
Arada gezinen bir kapı
İçeri girene kendini unutturan
Rüya değil, düş değil
Hepsinden bir iz
Bir şarkı arıyorum
Hani böyle
Kuytumda kalan son gözyaşlarımı
Yüzeye çıkarsın istiyorum
Saklımda kalan sözcüklerin anlamını değiştirmek
Yazasım geliyor kalbime ne doğduysa
Kelimeler bir lavda ısınmış gibi
Bir dağın eteğine doğuyor güneş
Her yağmur tatlı değildir
yanağına düşenler tuzludur
Her çiçek toprakta bitmez
bazıları kalpte açar da gizli durur
Bilmiyorum… Hangi cümleyle başlamalı insan
içinde bu kadar sessizlik oturmuşken
Hayat bazen bir eşiğe bırakıyor insanı
Bir adım atsan "sonrası" atmasan "keşke" kalıyor
Bırakıyorum
Beni ağırlaştıran ne varsa
Kaldıramadığım ama
Sürüklemek durumunda kaldığım
Bırakıyorum
Beni kendinde ağır hissettiren
Sükûtun bağrında doğar gizli bir nûr-u seher
Gönül dergâhına iner sessiz adımlar kadar
..........
Sonbahar esintisi geceye demlenirken
Yapraklar kırılır toprağa inerken, sessiz
Gökyüzünden inen bir sarkaçta salınırım
Usulca
Yer çekillir altımdan




-
Hikmet Çiftçi
Tüm YorumlarÇok çok güzel. Hem de çok çok çooook güzel.
Ne kadar rahat ve etkileyici bir anlatım. İnsan okudukça şiirin büyüsüne kapılıyor. Bir daha, bir daha okuyorsunuz.
Kastedilen aşksa nasıl bir aşktır, özemek mi, yoksa çok sevilen birine bir ithaf mı? .. Geçmişte yaşayan ve yaşanan kişi ve olay ...