Bir kavanozun dibinde saklı altın değil,
ateşle konuşmayı bilen tozsundur sen.
Bakırın sabrını,
Yürüyor gözü parlayan
Garbın eteklerine doğru yürüyor
Ardında bıraktığı nal sesleriyle bir ordunun
Kızıl göklü, ak köklü bir diyardan
Ne sadece hayal
Ne de gerçek
Arada gezinen bir kapı
İçeri girene kendini unutturan
Rüya değil, düş değil
Hepsinden bir iz
Bir şarkı arıyorum
Hani böyle
Kuytumda kalan son gözyaşlarımı
Yüzeye çıkarsın istiyorum
Saklımda kalan sözcüklerin anlamını değiştirmek
Ne kabukta ara beni, ne esen rüzgârda
Ben, fırtınanın doğduğu o gizli merkezim
Zaman eriyip giderken sonsuz intiharda
Hiç eksilmeden kalan kadim nefesim
Gönül sana dinle dedim
Yer göktedir gök yerdedir
Kalbin ile bil istedim
Yer göktedir gök yerdedir
Bildiğini ilan etme
Yol
Bu yol böyledir
Dağlar var, bulutlar, yollar var
Bu yol böyledir
Kimi küser ağlar
Zühre Yıldızı
(En parlak olan, en çok yanmış olandır)
Zatına mülhem idi ufkun gümüş çivisi




-
Hikmet Çiftçi
Tüm YorumlarÇok çok güzel. Hem de çok çok çooook güzel.
Ne kadar rahat ve etkileyici bir anlatım. İnsan okudukça şiirin büyüsüne kapılıyor. Bir daha, bir daha okuyorsunuz.
Kastedilen aşksa nasıl bir aşktır, özemek mi, yoksa çok sevilen birine bir ithaf mı? .. Geçmişte yaşayan ve yaşanan kişi ve olay ...