Gözlerin, bir çocuktan arta kalan
Issız akşamlarda ninniye konan
Meltemde cana savrulan
Sesin koynumdan uzak Anadolu’dan
Gözlerin, bir çocuktan arta kalan
Çöker içimize mahrem gün batımı,
Yakışmaz direniş, sevdalı yürek,
Kiren dallarından savrulur küskünlük,
Bet benz yitik,
Üzerinde düş kırıklığı…
Ve kırmızı ateşle örülmüş cesaretin soluğu
Kiren bilir, kızılcık olarak anılmayı,
Kırılmış dallarda bekler sevdamız,
Rüzgârla konuşur suskun adımız
Yolunu kaybetmiş birer anımız…
Yeniden yeşermek ister içimde
Bir dağ yamacında sustum günlerce,
Kavrulmuş yüreğim serin gecede
Gözlerinde aynayı buldum, bak ne güzel dünya!
Eksik kalan ne varsa vaha olur manaya;
Bir çile paydosunda, toprak kokusu sana;
Ben seni yâd ettikçe asaf mülk bir başka.
Lâl olmuş duraklarda han zikir dalgası,
Derlermiş ki;
Maraş’a gönlüm düşmüş de kimse bilmezmiş
Kim duymuş, kim görmüş
Ahır Dağı’nın eteğinde
Bir türkü tutturduğumu.
Bizim köyde bir Minnoş var,
Ne fare tanır, ne martı, ne kartal!
Çatılardan sekerek iner dama,
Ağaçtan bile korkmaz vallahi ama!
Gözleri yeşil mi yeşil, zeytin gibi,
Kuyruğu yelpaze, yürüyüşü musiki
Ne kaldı senden, bir gülüş mü?
Ya da ağlamaklı, derin iki göz mü?
Bilinmez sevdadan vurgunum,
Dilimin belasına düşmüşüm,
Serzenişte kayboldum
Hasretin yükünü sardım kalbime,
Senden uzaklarda soldu gözlerim.
Bir hüzün dokursa sızım kalbime,
Yine yollarında kaldı gözlerim.
Kokunla başlar her gün bu hasretim
Kavrulur içimde sessiz çığlığım
Dalında üşürken küser baharım
N’olur bir tebessüm bırak, öyle dönelim
Rüzgârla savrulmam dalın olmasa
Yüreğim tutunmaz canın olmasa
Şeb-i yeldâ gibi uzar sözün,
Gör ki zîbâ lisanın yersiz toz, duman
Ey kevser sanıp içtiğim zehir,
Zühre misâli serâbın oldum hayran




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!