Bardağı kuşa çeviriyorum önce,
Saydam kanat oluyor yalnızlığı.
Dudak payından havalanan kırgın üveyik…
Mermerin rüzgârda eriyip dağılması,
Ağır olanın tüy hafifliğinde susması.
Kuşu döküyorum bardağa:
Cıvıltısı sızıp hazneye dönüşüyor,
İçine düşen yağmuru tutan,
Kabuğuna çekilmiş eğinik kozalak…
Göğün mavisine sığınan akis,
Susuz kalmış avuca eğilmek,
Kozalağın dilsiz burgusunda saklanan
Kuytu tohumu incitmemek.
Kuş bardağı içiyor,
Bardak göğe doğru kanat çırpıyor.
Metin kendi kendini siliyor masada:
Hangisi kap, hangisi tutulan?
Beyaz zambak ufalanıyor suyun dip karanlığından,
Lekesini döküyor morarmış akşama.
Bardağı kuşa, kuşu bardağa katıyorum;
Özne nesneye sığınıyor,
Cam, yaraladığı elin kederini öpüyor.
Kırılacağını bile bile
Başka avucun kuraklığına gövdeni akıtmak…
Masada ne kuş kalıyor ne de bardak,
Yalnızca birbirine değip geçmiş
İki kırık boşluk.
Kayıt Tarihi : 24.07.2026 20:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
İKİ KIRIK BOŞLUK




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!