Gözlerinde aynayı buldum, bak ne güzel dünya!
Eksik kalan ne varsa vaha olur manaya;
Bir çile paydosunda, toprak kokusu sana;
Ben seni yâd ettikçe asaf mülk bir başka.
Lâl olmuş duraklarda han zikir dalgası,
Derlermiş ki;
Maraş’a gönlüm düşmüş de kimse bilmezmiş
Kim duymuş, kim görmüş
Ahır Dağı’nın eteğinde
Bir türkü tutturduğumu.
Kırılmış dallarda güller gibiyim,
Beklerim yolunu şimdi nerdesin,
Mateme tutunan diller gibiyim,
Sesime bir ses ver şimdi nerdesin.
Bizim köyde bir Minnoş var,
Ne fare tanır, ne martı, ne kartal!
Çatılardan sekerek iner dama,
Ağaçtan bile korkmaz vallahi ama!
Gözleri yeşil mi yeşil, zeytin gibi,
Kuyruğu yelpaze, yürüyüşü musiki
Ne kaldı senden, bir gülüş mü?
Ya da ağlamaklı, derin iki göz mü?
Bilinmez sevdadan vurgunum,
Dilimin belasına düşmüşüm,
Serzenişte kayboldum
Hasretin yükünü sardım kalbime,
Senden uzaklarda soldu gözlerim.
Bir hüzün dokursa sızım kalbime,
Yine yollarında kaldı gözlerim.
Kokunla başlar her gün bu hasretim
Kavrulur içimde sessiz çığlığım
Dalında üşürken küser baharım
N’olur bir tebessüm bırak, öyle dönelim
Rüzgârla savrulmam dalın olmasa
Yüreğim tutunmaz canın olmasa
Şeb-i yeldâ gibi uzar sözün,
Gör ki zîbâ lisanın yersiz toz, duman
Ey kevser sanıp içtiğim zehir,
Zühre misâli serâbın oldum hayran
Yüzünde ilkbaharın unuttuğu bir sevinç,
Bakışların solmuş bir çocuk şarkısı
Ansızın geçtin gittin kalbimden,
Bir anlıktın, ömre sığmadın sen
Papatya, nazlı bir vedasın
Papatya, gidişine tanık kalsın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!