Bir duvardan bir tavana,
Bir sokaktan bir haneye,
Renkler düşer avuçlarına,
Bu dokunuş damla damla iş değil
Sür fırçayı, çek çizgiyi,
Değiştir her yeri
Bütün güzel adamlar, bir nar tanesi gibi çoğalırlar,
Hepsi, adam gibi adam! Güzel adamlar!
Bir sokak, bir meydan, bir deruni zaman,
Naraları gür, sesleri derin adamlar!
Kelâmı mihrap, bakışı ferman, bütün güzel adamlar,
Satırda eğrilik mi var,
anlar…
Ama dokunmaz hemen söze,
Sükûtun içinde bir cevher gibi
bilir kendini
ve sözün de haddini
Garip gönlüm tutuldu bir sevdaya
Dermanım yok, Emine'm, vay Emine'm
Yaram derin, uzanmışım kayaya
Dertli bağrım közü sönmez,
Emine'm, Emine'm, vay Emine'm,
Emine'm Dertli bağrım közü sönmez,
Şurubunu içtim
Sevemedim seni kızılcık,
Tadın dudağımda limoni,
Tıpkı suratından sirke damlayanlar gibi,
Ekşiliğine ne demeli,
Tıpkı her şeye üslupsuz konuşanlar gibi…
Gecenin esareti üzerime düşer,
pullu tepe susar, allı tepe bir çift göz eder
kat harmanla harman olur rüya,
bir çocuk var, uykusuz: annesi yok ardında
ben, diyorum, ben hâlâ o sokağın çöküntüsüyüm
cam kırığında,
Geceyi bölerken dertli feryadım,
Hasretin yükünü omzuma aldım,
İçimde çınlıyor acı feryadım,
Tükendi avazım artık gelmedin.
Ayrılık nârıyla yoruldu dilim,
Bir gün geriye dönecek olursam
ayağımı bastığım taşlar yerinde olmayacak, biliyorum
Taş değilmiş meğer,
İnandıklarımmış ezilenler
Ben esaretinin kölesiyim diye
bazı cümleler doğmadan mühürlendi kimlikte
Gölgemdekiler, susar geceye
Gölgemdekiler, saklanır isyan denizine
Yitip giden bir rüyanın izinde
Kimsesiz sokaklar ağlar sessizce
Kara toprak altında gizli bir iz
Kara toprak altında eski bir giz
Sen ki,
Yediği çanağa naks eden bir heves
Ben ki,
Çanağı gül sanıp sabırla yıkayan,
Bir secdeye yük olmuş hissiz hevesin:




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!