Kendikendime hayirli ugurlu olayim bari dedi
Selin Boke cevreli heyeti idare…
Tesev ve diger verimli küresel topraklardan beslenip gübrelenircesine
Ayemef imefesi fikriyatina eskiden beri tav ve talim olan
Karayalcinin boy agirlik vesair vesaiyet anonsundan nufuz artirarak
Ilerde bekleyen Türkiye günlerini kisaca
Yüzü kimya bulaşığı faturalar karşılığı zor ayakta duran şehirlerin
Elde edilmiş denekler numunesinden insan kopyalayan türevlerile dopdoluk
Boyanıp nerde ne kadar ıssız ve sessizlik varsa fırlatırcasına canını
Düştüğü yerden yarı ölü
Yarı diri
Toparlayabilirse heryanı sızlayan çalgıların son tutar teline püsküllü
Aşkı hayatın üstüne veballi kılandan
Bir manası oluyor yaşadıklarımın yürüyü yürümez saat
Yirmidört ayarlı pırıl pırıl ne bulunmaz eşşiz benzersiz şeylerle
Çağlayı zerdaliye, tülü duvağa, güle tomurcuğu...
Beleyip bulayan sırra bilerek,
İnanarak,
' Burdaysam
Buralı olmak istiyorum ' demiş komuş ki Goethe
Böyle sıkısıkıya sağlam endüstriel disiplinle Goethe
Akılcılığın öğretisi işte..Ama bana sökmez
Bugün buralısına has ve sahiplik
Yarın da..
Devrildigi yerde dökülüp kirilmadiysa eger
Tutabildigin kadar cesmepinarsin
Sana sögüde incire toza topraga sagnak bir sagnak
Avunulasi bir müjdeyi zevki sefa ile güzelligin bahtina
Damla damla yagip biriken belki akide sekeri tatlisi bir düs
Belki yagmurlarca yer ve gökyüzü hayat bahcesinde eylenip
Çitlerin arkasında ceylanlar sürüsü orman orman
Tedirgin su arkından dudaklarını yandıkları ateşe değiren
Saatler ağır ağır kışa ayak basarken
Göçerine dulda gel etmelerle birlikte baharları
Yazdan düğün edip
Ekinlerden dönerkenlere uzanıyor dalgınlığım birden
Kağıt kazma vinç mala sıva kürek kalem İşi filan..
Diz ve dirsek teması artiz zamanlardır insana uğramadan sürüp savuşan
Kendi alt kabuğu altında kalın kirli kepaze koparan gürültülerle
Parçalandıkça zindan zifiri hücrelerine bozulup bölünen aksamlardan
Köy kasaba mahle sokak vilayet ve büyük vilayet
Yapraksız topraksız dalsız sert şarampollere derin kuyular deşip kazarak
Yollardır,
Gizliden gizliye durmaksızın yürüyüp giden dünyayı dolanıp bükülen
Yollardır step kırcısında tundra salkımlı buz, yollardır sahra
Yollardır attığı her adımda içerden korlanan kimi ateşleri
Yana döne bağrında kül diyerek soğutan
Yollardır açık pencerelerde fermuar fermuar çarkolup
Şüphesiz..
Her gün kendi yatağında uyanırken
Bu saatten sonra bu çağlarda ve ben deli
Dünyanın daha kimbilir kaç bir güneşi var iken
O bilinmedik dağların ardında ömrüm
Ve ben böyle bin katrede kaç bir umman
Yalnızlığının gümüş yeleli suvarisine binmiş ay duldaları
En gizemlerine saklanmış gecelerin inatla işttiği sırlardan
Giderken üstüne üstüne meçhul seyir
Sessizliğinde sanki bir çığlık sarılı uzağın
Uzağın susuşunda öksüz bir hal var
Kara sevdalığa tutulmuş da azar işitmiş gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!