Benim adım elvancı dalton
Gezerim balkon balkon darbuka dümbelek hizasından kuş…
Alışmış galiba ekmek çörek kırıntılarına orda burda yere göğe yandan çarklı salvolar dattirileten
Mavi yeşil sekiliğe bulutların çöküp bindiği zamanlarda dahi her gelişinde camı hafifçe dürtüp tıngırdatan
Kuş olmuş da
Aşka gelip gidiyor durmaksızın sazın tellerini kumru dillere gevşeten aşk
Cekip gitmissen
Hayatindan kovulmuslara siginip sarilarak cekip gitmissen
Yaziklari yazip yayimlayan bültenlerdesindir
Haber masasi cerden cöpten dolu
Bosalttikca biriktiren posetlerle dertten beladan
Tam kurtuldum sandiginda
Adım atası kalmayan kırılmış bir izin
Kimseye dokunmadan ve değmeden yele yamaca
Bakışıp kalıyorsam gözyaşlarımın içinde tutularak
Ey gül..! ayakları terse giden makama ermelerdir çok görme
Çekiyor bütün ilgisizliğini mest makam, beldesinden çekiliyor sevinci nihavent
Tüm gizli öznelerin karşılıgı kimden ne sorarsan ara nağmeli
Arasıra
Satırı sararmış sayfaların dibine kırgın küskün not düşen
Hükmüne el konulmamış ve toprağına talan uğramamış serinliklerde
Kollarını yana açmış ve
Yarası sızısı derdi çaresi hele neymiş diye günün ilk ışıkları
Say ki yeşermekte çağla yaz olmakta zerdali dalıydı Amma fakat,
Garnitüründen örgülü görgülüydü tonga töhmet
Her türlü ahlari ve zavalliliklari icinde saklayan en gebeligiyle
Ortaliklarda kendi yerine dolasan söylentilerin deplek ardiyesini her devrede
Terkedip birakamadigi sebebiyle
Rivayet o dur ki
Türkiyede bir bucuk yildan evvel
Direklerim dizlerine kadar siyatiğe batmış yorgun bir rıhtım
Soğuk rüzgarlar vuruyor kirpiklerime ve gözlerim
Zaman sarhoşluklarında dinlenen ikindi molası
Sokaklarımdan Argen çayı sızıyor, dörtbirtarafımdan kırcı kırcı sızısı
Nasıl bir gecenin ayak uçlarındaysam usulcaman.?
Bir bilsem hangi fısıltının sesinde susacağımı belki çıkıp gideceğim
Masumiyet karinesi kendine zügürt
Yazsa bile kelimesinden kelamindan agir cekiyorsa dolma kalem
Boyaya yazik sari mavi kirmizi siyah hic farkemez
Bos kutudan küp küp erzak yahut ariza tomar tomara
Bozdurup bozdurup harcanmaya
Üstünden atamadigi yoldan uzak hayatin her tarafindan püskürüp fiskiran
Adam adama yakın markaj
Le le le canım kara üzümler kara üzümlere
Habbesiyle kubbesiyle
Silahla silahı çekişen herkes üstüne buzul..
En başta insan olmak işinden başka her boyaya bulaşan
Aklını şaşan
Kendi ihbar muhbiridir insan
Konuşsun söylensin veya konuşmasın
Çatısı zemini omurgası kileri dolabıyla
Hücre hücre kuyusunu kazıyıp eşgalini dokuduğu karanlığını buyurup
Kafeslenmiş müşterisine ölümü pazarlayıp satar gibi
Zorunlu tüketime sunan tarikatların
Cagirirsa suyun diline dudagina dem vuran irmaklar
Durdugu yerde duramaz düser ömrü cansiz nefeslerde sonbahar soluyan gazelin
Bir kör karanlik alacasi,
Salkimlarini sarhos siranelerde ezip süzdügünü bile bilmeden
Sessizligi kendi icinde yankilanarak dörttarafi girdap saran sefil sarginla
Daldan budantan bag bayir ne bildiyse görüp gezinen arsiz azat




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!