Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Zurnaci mürsel
Gurdene dogru giden yolun sögütler altinda dereye yakin
Kapsaligi hep sercelere kirlangiclara acik yalinklat kerpic damda oturan
Kabak cicegi citlerden yola sarktikca sarmasik cicegi esikte kapida koldügün
Artizli cep aynasi da vardi
Kemik taragida

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Herkes kendini piyasa maliyeti mülkiyet ham maddesi ve tüketim müsterisi olarak alip satip kullanan pazara kosulsuz kayitsiz teslim olmussa, hangi kilif kalip söz sekil tavir ahkam gösteris giyinir soyunur takinir kusanirsa kusansin inanirligi ve gercekligi olmayaniyla sürekli cöp üreten israfa ve ihtiyac sinirini belirleyememe mecburiyetinin kayitsiz sartsiz itaatliligine kulluk köleligi kacinilmazdir.


Kesintisiz baskalasip dönüsmeyi hic bir akil fikir vicdan sorumluluk özgürlük sorgulama inceleme gibi duygu düsüncelere danisarak mantiga yoran cikarimlari ve kararliliklari ihtiyat etmeksizin, sadece cok KAZANDIRAN veya cok SATANLAR noktasina bütün insanligini heba etmek, sonu gelmeyecek sorunlar silsilsine attigi temellerle ve dösedigi yollar araladigi kapilar hep sonsuz huzursuzlugun istikrarsizligina cikaran ve yapisinda her türlü yanlisi yalani talani yolsuzlugu yikimi besleyip barindiran haydutlugun yönetip buyurdugu hükmüne carpik kacak yamuk cirkin sahte soyut kentlesmelerle cevap vererek doyurup karsilamaya calisan cinnet ve cehennem cenderesi vuku bulup vakif olacakti.


Devamını Oku
Seyfi Karaca

Hatirlarsan…!

Kişiliğinde karakterinde gelmiş oluşmuş ve öğretilmiş Alt yapısı sağlam temellerle hayatını kuran onursal değeri güveni birikimi deneyimi alışkanlığı duyarlılığı ve zenginliği olmayanlar, nereden bulacak ve akıl fikir edecek ki,sakinliği huzuru gözetme düzeyinde sürdürülebilir hayatın etkinliği ve yetkinliğin özgür iradesiyle bilerek düşünüp davranmaya dahil olup kendi emek mantık vicdan sorumluluk payını katarak saygın ilişkili yaşamaya kendi kimliğinden kaynaklı ve donanımlı insanlığı yaşasın ve yaşatabilsinler ..
Ruhunu haysiyetini Hassasiyetini ve yaşama bağlı bütünlüğünü n damarlarından kopmuş kesilmiş yoksunlukla kendine bile yeterliliği olmayan yerden hangi insanlığı yaşayıp yaşatacaktır ki..

“ Büyüyünce senin aklına hiç gelmedik acayip alışkanlıklar doldurup yosacağım, rüyanda bile görmeyeceğin rüzgarın demir çelikleşmiş cinnet atına bindireceğim, cayır cayır motorlu motorsuz trafik sürdüreceğim, büyükbaş yünce seni en serseri insanüstü herkese hakim botokslu ve hormonlu surat kaş göz hız baldır dudak yaptırttıracağım, herkesi hizaya dize getirip kimseyi senin dengine çıkartmayan kan kin ve intikamcılık güttüreceğim, silah alacağım, eşya donatacağım, beton kuracağım, robot diye diye, kundağa düşer düşmez ölümü taklidi yaptırtacağım diye diye.. hayatını kaybetmiş nesiller yetiştirmeyi çağırıp dünya hayatına bela okuyarak, içtikçe içerek, şartı itimatı yemini, insanlıktan sökülerek gidiş o gidiş imdada çıldırmış sapıtmış çığlıklar atarak beni bu çukurdan kurtaracak kimse yok mudan eğer insana benzer bir nesneye her kime her nerde ne sebeple denk gelip rastlanırsa, buza kesmişse soğuduğu ve sıvıştığı ölümden başka boş ellerinde hiç bir şeyi kalmamayanı görene bilene duyana hak getire…!

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Ne söyledigimi ben bile bilmiyorum sanki bana
Kendim kendime yani, fakat sayip sayikladigim hep asktir
Kus da bilir kaplumbaga da bilir caydanlik da bilir üzüm salkimi da
Sarabina yandigimin, susuzlugu var ya
Cicek de bilir benekli böcek de, pircalikda bilir püsküllü püskülsüz
Sarpa yokuslarin catal yollarini

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Allameymiş…

Yırtık sökük pasaklılığın bir yanı bir türlü öbür yanı bambaşka türlü, üstüne iğreti kumaşlarla kepazelik soytarısı yamanmışlığın sirk soytarısı veya karnaval palyaçosundan çalıntı posterliğe sahtekarlık ederek, cakasından pozundan yüksek havailik tozutup saçan bataklığın kibiri ve fantazisi, lağım farelerinden hiç bir farkı yoktur. Can çıkar huy çıkmazının ilgili doğumla ölüm aralığı hiç değilmeze en bariz örnektendir.

Güzeli doğruluğu saygınlığı erdemliliği onuru kişiliği karakteri bilmez tanımaz ve yaşayamaz çünkü iyiye ve güzele dair çevresi hiç bir insani değerde çevresi evresi etabı eğilimi gelişimi eğitimi belleği farkındalığı sorumluluğu duruşu tavrı davranışı özeni titizliği hassasiyeti niyeti gayreti çabası emeği ve algılaması yoktur. Bu yüzden bütün azgın sapkınlığa dair nefret hiddet şiddet saldırı sataşma bulaşma kabalık tehdit baskı kuşatma dayılanma taciz tecavüz kişilik sadistlikleri ve iletişim bozuklukları köklü kalıtımsallarından getirilmişlerden esaretini bşr türlü kurtaramayanların tutsaklık bağı,anlaşma yolu, konuşma dilli, keyfiyet hükmü, bağnazlık çevrimi,yozlaşma serveti, çağ dışılık gericiliği, başına buyruk çöplüğü ve yaşam normalleridir.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Her makas kesiginde kopup giden sonsuzluk
Kiskaca aldigi pismanliklari ayriliklari ve perisanliklariyla mekik saran makara
Yalandan gülümseyerek kivranisini bastiran acilarinin
Ortada kalanlar yikik dökük derbeder camasir
Bir ayna bir toka bir gözyasi siyah beyaz vesikada viranlara resmeden
Cigligini sazini yitirmis bir radyo sessizligi gibi kütüür kütür dipten derinden

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Mutsuzluk carsisinin her cesidinden
Hüzünlü matemleri insan ruhuna özeyip mayalayan
Kurulu bütün endüstrileri soygunla sömürüyle tahvil ve imal etmek icin
Somut gercekliklerin cevrim carkina soyut iskan profil tesis ve ikmallerle
Kisilik bozuklugunu ve kafa karisikligini yönlendirip yönetmekte mahir
Kurulumu en kolay sarmaldir özenti hirs yaris kapris nefret ihtiras vesairler

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Herkes umutsuz huzursuz mutsuz bilinmez istikrarsızlıklara aşağılanmayı yozlaşmayı görgüsüzlüğü şiddeti kötülüğü kötümserliği ve küçümsenmeyi öğretip kabullendiren soyut gündemler belirsizliklerinde kolayca özendiği markaya modaya maskeye imaja tasarıma ve modele sınıf atlayıp ve konum saplantısıyla Altın’ a kilitlenip bağlanıp insanlığını şatafatlı zincilerlere bağlarken…
Zerafet, nezaket , letafet, incelik ve daha ötesi berisi, hayatın insanla İŞ ÇEVİREN aklını, akışını, dönüşünü ve dolaşımını ille de akıntısı günden güne kuraklaşan huzur sevgi saygı mutluluk zaman sularında kenara yığılmış çakıl taşlarından süslü kolyeler dizmeye kurdele bağlamak değildir. Gerçi gösterişli sofraların özenle parlatılmış çatal bıçak sesini insan yalnızlığı boşluğun sahne piyesine boşaltarak ununu elemiş kasnağını ışıltılı şatafatlı görünen duvarlara asmış gibi görünür fakaat, şunun şurasında hepimiz herkesin diğer yarısından insanız ve çok iyi biliriz ki…hatasız pürüzsüz kusursuz ve en erişilmez seçkin mükemmellikte güzel görünsün diye zorlanan her arıza, huzur ve zerafetten çok görünenin ince kabukları altındaki mutsuz sessiz çığlıklardan başka hiç kimsedir.
Bu yüzden şatafatlılık şekilciliğiyle kuşatılıp formatlanmış zorunlu tüketim dayatımlarına kamçılanarak uyandırılan özenti salgınlarını taşıyan ve yaşayan topluma sürekli aşağılık düşkünlük eziklik acizlik kimliksizlik ve hiçlik duygusu aşılamak, bilinmez belirsizliklerle boğuştuğu kendi gerçekliğinden uzaklaşıp koparak her türlü rencide edici değişim ve dönüşüm başkalaşmalarının piyasa tutsağı olarak imrendiği ya kendini herkesten çok üstün gören veya özgün varlığını benimseyip kabullenmeyen yozlaşma kuklası, kuşku ve kaygı şüphelisi, çaresizlik ve endişelerinin kölesi, korkularının mahkumu, kahır kibir çöküş gösteriş ve ihtişam düşkünlüğünün soytarısı olduğu sosyal siyasal ekonomik ve kültürel tıkanıklıklarla dolu cinnet kozasının felaket sarmalları içinde bozulduğu bıktığı boğulduğu ve bocaladığı dönemlerde bütün akıl fikir cesaret irade bilgi beceri duyarlılık ve tepkisel reflekslerini yitiren insan, kendini kuşatan korkunç iflastan kurtulmak için hiçe savrulmuşluğun tetiklediği çırpınma ve dürtü güdümleriyle bir an evvel KOLAYCI ,garantici ve hiç kimsenin kendine asla ulaşamayacağı kumarbazlığa, sahtekarlığa, dolandırıcılığa veya HAYAL PERESTLİĞE yönelip her türlü ahlaksız hukuksuz ve kişiliksiz kayboluşları göze alarak faili meçhullere bulaşır yapışır ve karışır.
Taaa Sümerler’ den beri neredeyse dünya ve insanlık tarihinde az bulunurluğu, ışıltılı alımlı cazibesi ve hiç bir değişim dönüşüme uğramadığı sebebiyle Altın, yeryüzünde var olmuş bütün uygarlıklar tarafından süs, takı, dekor, kaplama, teknoloji -sanayi ve değişim aracı olarak kullanılagelmiş. Mısır’ lılardan Aztekler’ e kadar her kıtada ve coğrafyada birbirinden etkilenen incelikte sanatsal işler çalışmış işlemişler. Bugün sanayi teknoloji ve takı mücevherciliği dışında kalan yüzde otuzluk Altın rezervi, Amerika ve İsviçre gibi ( her çatışmayı kolayca manupule edebilen sözde güvenilir) merkezlerde depolanmakta.
Kanada’ nın Yukon bölgesindeki Klondike Irmağı kıyısında ve Bonanza deresinde su yüzeyinde bataklıktan akıp giden çamurda altın bulunmasının ardından haberi duyan bütün ülke bu bölgeye akın etti ve bu uğurda onbinlerce insan gerek ulaşımı zor yollarda gerekse varılan yerlerdeki pis sağlıksız ve kötü yaşam koşullarında can verdi. Şehirler kuruldu. Bazıları servetle dönerken çoğu büyük hayal kırıklıklarının kurbanı olarak yakalandıkları ölümcül hastalıklarla geri döndü. Kırk yıllık toplam hayatının büyük bir bölümünü trenlerde yarı aç yarı tok ülkeyi gezmekle geçerken midye hırsızlığı, okul hademeliği, gazete satıcılığından gemilerde tayfa olarak çalıştığı yaşam öyküsüne Altın Arama serğveğciliğini de katan Jack London bu kapılmışlığın bizzat canlı tanığıydı. Ordan büyük servetle dönmedi ama deneyimlediği yaşanmışlıkları kaleme aldığı Kurt Kanı veya Vahşetin Çağrısı gibi tüm dünyada etkileyici olan Edebiyatın Doğalcı romanlarıyla altın bulma hayalinin peşinde sürüklenenlerin bütün bilinmeyenlerine ve acımasızlıklarla dolu serüven gerçekliğine tanıklık ederek yakından baktı.
Daha sonraki yüzyıllardan günümüze kadar çekiciliği hiç değişmeyen yüzyıllarda Güney Afrika ( diğer değerli madenlerde tüm Afrika) ve Avustralya ( çıplak arazide at arabasının tekerleğine yetmiş sekiz kiloluk altın kayası takıldığını duyan herkesi Altına Hucum hayal perestğilinin iflah olmaz kulu kölesi yaparak kolayca ve bir an evvel sorunlarını kökten çözmeye sınıf atlamak uğruna ) yerlilerinin bütün yaşam ve özlük haklarını sorgusuz sualsiz talan tarumar etme pahasıyla tıpkı geçmişte yaşanmış İnka ve Aztek’ lerde olduğu gibi aynı yer çekimi merkezlerinin çapul çullanışlarına ve tecavüzüne uğradı.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Puskin..ondokuzuncu yüzyilin modern siir roman öykü türünün tüm kendinden sonra gelenlerine ÖN-AYAK olmus; ve SEKSPIR `in Machbet`ini özetlenerek yeni Ingiliz eski Yunan sentezi yazar-sair kisilik ve kimyasini havalandirip harmanlayan BORiS GUDUNOV `u yazarak, tüm diger okuyup yazmalarini orda bulup kagit kalemin diline dagarcigina saglama alip oturtmus.

Dedesi Habes Arap Cografyasindan Esir alinarak Rusya`ya getirilen ve birinci Petro zamaninda generallige yükseltilen Prens torunuymus. Puskin`in

Daha iki nesil gecmeden soy sop nesil degisimlerine, hele de dünya ilk siralamasinda ön basi ceken KÜLTÜR HEGOMONYACISI Ruslar`in ezici toplumsal kusatmasinda, yazdiklari yüzünden kafasyaya sürgüne gönderilir. Orda zamanin bütün acimasiz haksiz hukuksuz acmaz ve celiskilerini sorgulayan yazilarina devam eder. Sonradogdugu Moskovaya dönüsüne izin verilerek sarayda polis denetimli aristokratik -bürokratik görevde icraatlara devam ederken, karisina yönelik kostak kiz kiran söylenti ve iddalarini aklamak veyüzlesmek icin, girdigi RUS RULETI duellosunda, dedesi kökeni kim oldugunun hic bir zerrece izi ucu kalintisi önemi olmaksizin, degismis baskalasmis dönüstürülmüs Rus aliskanlik algisi ve adetiyle kendi kendini törenler, ( Yevgeni Onegin ve Yüzbasinin Kizi `gillere satir dizip, hayal kurup, rol dagitip, portre ve profil cizip, imza attiktan sonra ) celenkler ve ölüme ugurlar . Yani insan, iki nesil bile gecmeden dününü ve gecmisini zirnik kadar bile hatirlamadigi kusatan ve cevreleyen sartlarin sartli ögesi ve sorgulamak irdelemekten yoksun uyusmus kaniksamis degismis dönüsmüs aidiyet öznesi durumunu kacar kovalar.

Devamını Oku
Seyfi Karaca


Yasamin elde olan veya olmayan sebeplerle degisen zoraki kosullarina ve baskilayip bogup bunaltan kisitlayici- kusatici daralmalarina karsi insan dahil tüm yeryüzü canlilarinin akil fikir bilgi sezgi yahut sorgulamalariyla öngörüsünü saglamis hayati gereklilikte ihtiyati, teminati, imkani,tedarigi, güvencesi, secenegi, deneyimi, birikimi ve kaynagi olmasi gerekir. Aksi taktirde kayitsiz ilgisz ve ihtiyatsiz kaldigi her kendi haline terketme duyarsizliginda yasami doyurup besleyip devamliligini dinc, diri ve ayakta tutan bütün saglayici yasam zenginligi, yerine getirilmeyen sorgulama ve sorumluluk duyma ihmallleri oraninda sarkar, aksar, tikanir, bozulur, gevser, azalir ve kokusmus cürümüslüklerle kapli önlenemez akibetin kesin sonuclu yikimlariyla amansiz tükenisini hesaplasip ödesir.

Bu yüzden zamanin dayattigi zorluk-darlik kusatmalarina karsi donanimli ve duyarli her etkilesime karsilayip korunabilecegi uyanik refleksleriyle beraber, doga yahut toplumsal her kaygan zeminde barinip siginabilecegi inanilr, güvenilir, tasinabilir, esnek, hassas ve saglam ilmin ve itibarin özgün öznesi olmasi gerekir ki, hayatini saglik dirlik huzur icinde sürdürmekle mecbur gerekli tüm ihtiyaci karsilamaya yetkin yerlesik yasam güvencesinde olup, her zorluk ve güclügün üstesinden gelebilen kaynak , yol, beceri, hüner, secenek zenginliginin sahibi olarak kendinden hal caresi bekleyen hayati DiLSiZ -KAYITSIZ yitik kacak kayip yoksun muhtac zavalli iflas acizligine boslayip birakmaksizin, etkin katilimcilik ve devamlilik saglayabilsin, bütün canlilar icinde bilhassa insanlik.

Bu yüzden de, her canliya yeryüzü hayatinin nasil nerde hangi kayna imkan ve bilgilerle yasanacagina dair gerekli bilgileri, yasadigi hayatin deneyimlerinden cikarimlayan yol göstericiligiyle ilk önce DOGA; sonra da kendinden önceki yasanmisliklardan edinip saglayacagi tarihsel, sosyal siyasal , ekonomik ve kültürel olaylar silsilesinden ve kaydindan ögrenir ve beller tüm canlilarla beraber, bilhassa insanlik.

Devamını Oku