Yağmura hazırlıksız yakalanmışken
Eteklerini başına kaldırıp örten kadınlar gibi ansız apansız
Kalan vakit kapısı aydınlık bir eşik, yunmuş yıkanmış bir balkon penceresi ve huzura çıkan bir sokak gibi pırıl pırıl
Mutluluğun elbisesinden soyunmuş dökünmüş çırıl çıplak karanfil diyesi gelir ya insanın
Önü uğru açık balkon penceresi misali
Evi barkı hafifçene rüzgarlı
Efileylim
Perceminden payeler koparan hissedar
Diken kadar cicek kendi efsununda gülbahar
Sabahin seriniydi ve uzak daglarda halen bir tutam kar
Eger bilmediyse hududunu huzurun arzusu tartisiz dengesiz terazideydi
Ve haber ediyordu gitsin götürsün diye rüzgara eridikce
Kazanmakla kaybetmek arasi inceler incesi derin cizgi
Beyaz fay hattina benzer depremsel siddette her zirveyi zorlayan
Kavramlar kargasasinda akil mantik düzlemi sabit saydam buzlu cerceveli cam..
Niteligini coktan yitirmis evrak enkazi gibi sicili zayif karnesi bozuk sifati sakincali
Kirmizi bültenli dosyalar ihbarindan kurdelesi mor ipligi püsküllüce
Cilk ve cürük imtiyaz sahipliligine
Yamur basinda bulutlanip biriken cesmeler
Yüregi buruk hayali kirik akli dalgin birseyleri baslatacakmis gibi
Cisil cisil sessizligin ardinda saklanircasina gizliliin ötelerinden
Üstüne basina hüzün yagiyor gibi örtüsünün altinda suskun kalan dün
Yolun alti dertli cesme viran sokak
Youn üstü kapisiz kapsaliksiz tandir ocak
Yamuk yumuk çemberin
Yoldan hizadan sapıp çıkmalarına soğuk demirle kızgın tavlar törpülenip
Hoplatarak ve boplataraktan dittiri dittiri dittiri dittiri loooy
Bir saksağan bir papağan ve bir de hindi
Toplamda artısı eksisiyle saydam bir sehpanın orkide benekkerine okkalı öpücükler kondurmaya
Sünnetlik bir cocuğun eteklerini kavrayıp doğruca berberdeki traşa giden yoldan
Unutmazsam söylerim
Hic bir vadede taniksiz sahitsiz ve arabulucusuz
Rüzgar yaylimindaki atlari daglari aliclari alecikleri ve ekinleri
Umutmazsam söylerim yeminsiz sartsiz inanarak ve isteyerek
Avuclar dolusu tohumlarini serpilmis sacilmis topragin
Kac mevsimdir ciceklenen mayis cercilenen haziran
Eski ve yorgun izler harici uzak uzaga
Bedenindeki yükü tasimaya mecali kalmamissa günün saatin
Hep tehir edilmis bir mektubun bilinmeyene söylenecek gizli saklisidir
Dallar iller yollar evler damlar duvarlarin
Ilmek ilmek islenmis bir ömrün üzülüp sökülüsü gibi darmadügüm
Üsümüs buymus toprak kimbilir hangi mechul baharlara cikmaya simsicak
Devran olur
Seyran olur
Gün döner dünya güzellikler icinde körpece
Giyinir kusanir kusatilmamis bir sevince sarilip gülümseyince
Insan
Yer gök toprak su gül ve gülüistan
Bekleyenler arasında vardır belki
İstasyona giren trenin
Gün soğuğuna kalmış hayal hüzün kırıklığını kuytu bir sokaktan alıp götürdükten sonra taksi
Askısında At nalı olmayan Kapıda boş bir çıkrık, sade bir çömlek Toprak renginde saksı
Kimsesi gelmeyince olduğu yerde ikindi güneşiyle bomboş kalan
Yıllar sonrasıydı, bilmem belki de
Siyrilip süzülüp baygin bulanik seyre duran pencereden
Öperek uyandiran günes gibi
Kasini kirpigini isvesini nazini mahur leylisini
Gerdani kirik
Edasi ece
Incik topugu doludizgin ceylan ceren…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!