Zıkkımı zehriyle yutup
Gıkını çıkarmıyan kabarık-kubarıklık
Şişkin bir fosssssss
Sonu önü kafeslik
At cetonu
Düşür ava avını
Kimse kimseye kefil olacak halde değil
Ne yazık ki insandan süre-giden çocuklar
Mo-be-se kamaralarıyla gözaltına alınmış şehirlerin kıskıvrağında
Kimbilir hangi bilinmez hayal alemlerinden uyanarak geldikleri şu dünyadır ki
En çok şerbela kayıtlarında kendine rastlayan canlı ve cansız
Çocuklar...
Bulutların göğsünde yağmur sancımıyorsa çifçi toprağa
Ektiği haramdır
Biçtiği kovulmuş öksüzlüklere ziyan
İşte ben o sinelerden şu dertliyi yandığım közlü ocakta
En sevdalısı çağlardır nehir olup aktığım sırçasız katre
Ki zaman heran bir alaz..bir boran...yolculuğu nereye bellisize
Pi sayısız tanjantla
Bu külliyatı devre dümen olmuş yazıtlar
Bir çıfıt çarşıcısı teker dönüyor kıvılcım üretkeni çarkta melun
Hangi topa tutuluşun korsan batağında antik saraylısı hit idi ahuzar
Her taş kesiminde binlerce kırbaç izi ve milyonlarca ölü insan öksüzünü öyküsüne katarak
Tanrıların atları arabaları diye üstünden geçen her nehir yemyeşil eskilerden yüklüce
Burdayım bugün
Dünde Buradaydım
Yarında kısmeti kesilmezse suyun ekmeğin
Dünya buradaysa
Bende burada olacağım
Güneş..Yıldız...rüzgar rüzgar
Kaç su bardağı ne..?
Kaç gram kahıra, küfüre,
Öfke patlaklıkları şişirik renkli sakıza kaç kıvam..?
Kaç şeker kaşığı zehir-zemberek?
Kaç yudum sinir boşalması,
Kaçöğün yutulmuş hap,
Ödemeler dengesi insan bazarında bozuk mu bozuk
Gül-şirinlere kış yaz, ikisi bir..
Karşı tarafa atmış götürmüş insan kendini
Dünyayı kırk ikindiler tarafından geceye taşıyan karanlığın kalbindeki acıyla
Saplanmış bir hancer sesi taşplak..
Yaranın ağzı kör bıçak, mumun dili soluk beniz susuk ses,
Bütün eşikler gelip gitmelere aracı
Ayak altında insan
Adımlarının arasında hayat
Hor bakıp çiğnemek de var ortalara çırpılmış kül gibi
Baş tacı edip öpüp koklamak da var
Ömrüm ömrüm diyerek yer ve göklerin hakkıyla
Kendi fiilinde isleyen bütün zamanlari felaket yüklü buhrana büründürüp
Büründürüp giydirdigi buhranlardan
Krallik sultanlik saltanatlik cevahirleyen kontrollü sefilliklere ille sermayedar
Kuruldugu kumar borcunun ödesigine
Her ihmal ve insan sebepli felaketleri bile bile
Hayati kökten karartilmis karanliklarla özeye bezeye
Varsın da sanki
Yoksun...
Öksüz bir kapının el sürülmemiş sürgülerinin ardında
Kilitsiz camsız pencereden bahar duvaklarıyla taptazecik ve gelin...
Hoyrat yellerin hirk sürüp hasat savuran poyraz eşliğinde varsın da sanki
Madımak harmanlarından




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!