Gezerken görürken dünyayı
Bir güzel hayale uyanmış perdelerden sabah edip akşamda tomurcuklanmış çiçeği
Bir lafı bir lafını tutan özlem ve özleyişlerin yanmış kavrulmuş susuzluğunca teeek tek
Deli gibi dokunup sarılırcasına kapıyı çalan ışığa
Cıvıtmadan
Ve kaypaklık etmeden
Bağlara doğru...
Bulutların burcunda oturan ıssız dağlardan, bağlara doğru hoyrat seyrana
İçmekse tutkun bir şarap olsun adı bir yol gitmenin, sevmekse dut yemiş bülbül
Ekilmiş biçilmiş toprakta kimi darı
Kimi nohut
Kimi gül...
Mucizevi
Kenar süsü çiçekliğine iğreti
Duvarlara hep aklı karışıklığın izlerini işaretlerken şehir
Gökyüzünün aklı uzak nehirlerde dolaşır
Kimi öyledir, kimi böyle havai fişek patlatmalar derdine düşmüşlerin
Saksıların arasından bakan balkonda vesikalık resim büyüklüğü
Ayakları bir türlü yere değmeyen
Foto-kopik içerikli adımlar arkası karanlık
İnşaat üstüne inşaat dikmekten canı çıktıkca
Diken üstünde topuk tezdiren eller yurdudur
Peşin peşin
Hozan sancılarla her davrandığı kıpırtı
İnsanlıkla eş
Dünya ile haldeş
Sevmektir dost hatrına dosttan daha evla, evvela dost
Zamandan daha yaşlı, günden daha taze
Aşktan daha karayanık bir közün külüyle, göze alıp dumanı
Sevmektir ne eserse gönle koyan delilikle
Cok degil…
Karanlik ortasindaki kamastiran güpegündüzde
Kizil ve mor ertesi ötesi gündüzle gece vardiyasinda
Akli fikri saskina cevrelenmis aptallik yenilgisinin
Ve altmissekizlier kusagindan kemer takinmis
Modern sömürü aranasinda akil fikir danismanlik isinden
Vedalaşırken
Hazanların nispetinden mum gibi
sarılarak, öpüserek,
Sürüklenerek nimşeffaf
Son hatırda kalanlarıyla biten bir
Piyesin
Çekilmiş telgrafın dilinde iplik iplik üzülmüş inceler
Behrizamandan sözü vardı belki,
Uzakları büklüm büklüm burkulup deheyleyen adsızın
Sökülüp saçılan parçalanmış bulutların sözü vardı belki yerdeki topraga
Gökyüzündeki yadellere yakuta
Sözü vardı algın dağlara, yorgun çöllere belki hazan, belki de hozanın
Dün ondokuz mayıs idi
Dünyaya karanlığını kusan zulum zindanlarından kaçışın
Hürriyete ve başeğmezliğe kurtuluşun gemileri vardı dün
İnsan sılasında Türkiye güzelinin atları vardı gecenin siyahı gündüzün akıyla
Binip suyvarisi olmasını bilene düzü bayırı kişneyen
Dün..
Kaset...?
Ne kasedi? Ne marka oyunayak?
Pis işler izinde şifre kırdıranları gezip de,
Kalıbını gezdiği işlerin üstünde bırakan özel terbiye
Kaç kişi şimdiye kadar yüce divanlık oldu da hani
Hak yerini buldu gitti cısbısdan? ?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!