Takatinden düşü düşüveren sonbaharın
Her devrilen çilpisinde ismi portakal sarısına söylenen göçmenlik
Biraz....
Ala-bulaya karışır gibi derbederliğirenk körlüğü padişahlığının
Neyyse.....
Oralardan gücünü alıveriyor rüzgar, deeeee dağların tepelerine uzağa
Et veresiye,
Ciğerse peşineymiş
Öyle ya..
Ciğer....
O olmasa kim tasalanacak
geçim ehlisizin tönteşirine
İşte geldik işte gitmekteyiz dünyasıysa şura
Çığlığını duyup anlamakla seni sana veren çocukluğun
Yürüyünce...Hatırlar mısın? Yürüyünce..
Yürüyünce dahaları anlayacaksın ki;
Ağaçla, toprakla suyla,
çağla çiğdem ve her bir sevgili
Sana sunulacak olan dünya güzeli gülleri bekleme boşta
Bulduysan dağ laleleri de güzel, toprağına bağlandığın baharlığı henüz solmadan
Bulduysan kekikler de güzel, ellerine sıvanmış kınalarıyla dağların
Sökülürken sisliyse bile şafaklar senindir gün güzel
Bekleme güneşi kendini uzaklara koyan boşlukta, yağmurlu yamaçlarda güzel çimde
Hırçın dalgalar da güzel gemileri bekleme koynun kadar sana sarılan koyakta
Böyledir şu garip halleri yaşamın
Rüzgarın sırtına at biner gibi insanın gönlü ordan oraya
Bir zaman olur
Yeri göğü birbirine katan bozgun alazı silen süpüren
Bir zaman olur
Sever,
Bu muydu senin düşünde gördüğün hayal meyal?
Sokaklar kar dolusu ve bütün çam dalları derin uykuda
Mahsustan yummuş gibi gözlerini sokak lambaları
Sarılarla solgun ışıkta
İhtiyar güllerin dışarda kalmış azatlığı bahçe sokak ne tenha
Bu muydu..?
Irkçılık
İçten çürümeli bir mekaniğin zamanı durdurasıya zemberek dağıtıp
Darmadağın ettiğini zincilere vuran köleliğin sakatlık mikrobu
Hapsine aldığı bünyelerin kanından ve canından emişerek
Devre mülkü insandan..
Hani satılık herhangi bir gayrı menkulün
Kendi yarasının kendi tabibi lokmanı olan kalbimle
Yine böyle oturmuş sohbet muhabbet
Trım...dada dada
Tım dılılıdılılılı tım dak...!
Neymiş anladın mı diyorum...
Ağzın yanmıyor mu...diyor...
Sıkı bir yağmurdan sonra
Sokakları boşalmış hayat kıyılarından
Kanatlarına sokulduğu dallarda ağırlaşmış serçeler
Usul usul ışığın belirdiği ağartılara delirmiş bir çocukcası
İçinde sitilinden yaprağına kadar sarıldıkları sağnağın
Suluboyasından sızıp tıpkı kaybolmuş bir yolu
Tayların ardında koşulu yollar
Ve üstünden günler aylar geçtikçe özlemekleri artıp kabaran yıllar
Denizleri kudurtan fırtınalara kopuşkun küheylanlıkla gemsiiz ve dizginsiz
Doludizginliğin bitmesiz vardiyesindesin dünkünden herneysen
Gazeller yeşertip sarartan ormanların derinlerine dibine hatıralar serip
Serpilip saçaklanmış sarmaşıklar dalyasından susamlıca ve laciverte yakın mor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!