Yol-hanlarda gülü karanfili erdi bahar diye yorulup
Gönüllü deliren fikrimi çağlaya çiçeğe sabitleyen kum saatinde sam yelleri
Çöl diyorsa çöle
Çağlayan diyorsa ırmağa
Dağlayıp doruklara diyorsa boranlara,
Karlara
Geriye doğru sayım yapmaksızın
Kar altına kuytu sinmiş keklikce,
Ürkek izlerin avcı kaçkını
Nefesini dara tutup, can borcunu firar ile ödeşen
Unutmuşsundur belki ne bilem?
Berbat olduğu bağların koruk dallarında solan gazeline
Ve o kuşlar
Eksi on dereceye varınca civa
Tıpır tıpır dallardan toprağa cansız dökülen
Hele hayata nerden gidiliri bilemeyen yeni yetmelerine
Gittim baktım acep yukarı tepelerde
Buzul sessizliğin yutup koynuna sardığı
Hayata inen Sular
Aklıma, yağmuru getiriyor konakta belkız,
kuyulara düşüyorum şarkılardan seçildiğim ezgilerle
sevmenin bahtına artık ne çıkarsa diyerek;
bahrisinde koca bir Denizi
nasıldir..? Anlamakta zorluk çekiyorum..
Kağıdı...
Ne de olsa gökten zembille yağıyor diye haktan sayarak
Kimin ne üdüğü malı durumuna gelen birleşmiş milletlerin
Saffari seyrine tur dönen uçaklarından yüze tükürür gibi kaldırıp
Yere beraber itilip kötelenen
Gökten..
Kar düşleri mevkisinden
Kimsenin aklına gelmeyecek kimbilir hangi bulutun koynundan
Yanmış, yunmuş, arınmış
Ve belki serinlik bulurum diye geldiyse o hayale kapılan
Sevmekten hiç uslanmaz bir deliydi o çırpınış ki
Sahip çıkansa bütün üryanlarıyla delisine sarınan aşk
Akşam oldu olacak..
Karanlığın bu vaktinde bu karlı dağların uzağı
Günlerden dondurucu serinlik
Hallerden firar
Bana
Azalıp giden zamanın güz izlerinde
Sıcak bir nefese koşar gibi
Kılçıklı lafları kursağında yutkunan susuş
Sefersiz bir terminalin gece kör karanlıklı şehrine
Hayal kırıklarıyla dolu çalmasız bir gongun
Bütün sıraları terketmiş kanapelerde
Soğuk ve tek kişilik dinletisi uzun şarkılar
Vay hayırsız …!
Nehaber lanayol nerden estirn böyle
Necisin, nesin, nereyesin..?
Diye lafa başlayan ikileşme sırası ötekine gelince
Kiiiim ben mi hayırsız asıl sen..?
Yüzünü gören altın çöplüğüne yamakulaklı Midas
Gezerken görürken dünyayı
Bir güzel hayale uyanmış perdelerden sabah edip akşamda tomurcuklanmış çiçeği
Bir lafı bir lafını tutan özlem ve özleyişlerin yanmış kavrulmuş susuzluğunca teeek tek
Deli gibi dokunup sarılırcasına kapıyı çalan ışığa
Cıvıtmadan
Ve kaypaklık etmeden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!