Her yürek
Her yarayı kaldırmaz...
Kimine tırnak çiziği çentik yük gelir,
Kimine dağlar devrilse yarasına şuncacık şey...
Ar damarı yırtılmış yüreksizliğe aşk ağır gelir aşk..!
Aşk diye diye yanıp tutuşanaysa
Vakti daralan zamanın
Gölge boyları uzar da uzarmış
Karanlığı köşküne yayarken akşam
Rüzgarın elleri salkım söğütlerin saçında
Hayatın güneş alan yerlerini kumral bir seyre terkeden
Dağda anemon
Sevdalık mı desem..
Divanelik mi...?
En iyisi sevdalık divanelik delilik, her üçü...
Sen
Ben
Ve şu bendeki benden deli kalbim
Bakmıyordu bile
Kirli
Çürük
Kokuşmuş işler çeviren
İçi dığı meydanda röntgenci radarlaşmalar
Pis ve pasak götüren haramlaşmalarına
Eğer yolu soran
Yolu bulduğunda kendi yola gelmediyse
Saçan savuran haydi
Di gaydalık bela kahvelerinde fincanları terse çevrilmiş
Telve tortuk tüm toplumsal
Kırcılanmış dil boğumlarının peltek peltek mum değirmisi
Bahar çılgınlıklarıyla gelip, eylül esmeleriyle savrulan
Sonsuz bir göçün
Bir haylice yükünü dengesize katar ettiği
Zaman zaman
Olası insani hallerimizden sakarlıklarına rast gittiğimiz
Dünya karmaşasında zaman zaman,
Maviler ortasında
Beyazlara köpüren fıntınalar tutarsa beni
Ha koptu
Ha kopacak diye öncesi belli sayrıları düşleyen
Gelip bir yerinde bana yetişiyorsan başucum gibi uykuya
Hayata serilmiş yaşanmadık yaz bahar döşekleri
O suskun çığrışların çıtı çıkmayan
Sen önde
Kovalayanlar peşinde
Delilik etme ben unutur giderim duyup görmedim sayamasam da
Tuhafsın işte uzakları dolanıp kendi ismini
Bir kere bile üste bellemediğin
Ucuzuna kaptırıp
Her fırsatta andığının adını diline filitresiz bulaştırarak
Kendini Allahın yeryüzündeki muhtarı zanneden
Attığı zar
Tuttuğu dubara
Ettiği zalım..
Çayın kilosu ononbeş
Şekerinki beş...kimi yerde altı, altıbuçuk...
Çay kaşığının tanesi züccaciyecisine göre zımpara zımpara gümüşlü nakit
Etin kilosu çeyrek altına yakın,
Çeyrek altın yüzelli türk liracığına taksitsiz takas eski parayla
Yüzüstü milyon bedeli zampara zımba telafuz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!