Olmayaydı hele bir aşk
Hele bir seveni olmayaydı adını deliye yazdıran sevdası
Sevdalısı olmayaydı bir iken iki misliye
Çoktan defini dürülmüştü açı çığlıklarıyla
Müzikçalarlar keyfine kurban giden turistliğinin
Aç bi ilaca ölüyorum diyerek kimse duymazda,
Ödemeler dengesi insan bazarında bozuk mu bozuk
Gül-şirinlere kış yaz, ikisi bir..
Karşı tarafa atmış götürmüş insan kendini
Dünyayı kırk ikindiler tarafından geceye taşıyan karanlığın kalbindeki acıyla
Saplanmış bir hancer sesi taşplak..
Yaranın ağzı kör bıçak, mumun dili soluk beniz susuk ses,
Bütün eşikler gelip gitmelere aracı
Ayak altında insan
Adımlarının arasında hayat
Hor bakıp çiğnemek de var ortalara çırpılmış kül gibi
Baş tacı edip öpüp koklamak da var
Ömrüm ömrüm diyerek yer ve göklerin hakkıyla
Ciddi misin..?
Bir pişirimlik tuzumuz olsun dedim..
Bu nasıl zümrütlük, nasıl hoşgeliş bu..?
Ondan sonrama söyleyim..
Ben hareket şık mı şık olsun dedim
Sesini soluğunu yanıp, siyahın yurdunu
Çıkar gelir de,
Sen bana kendinden
Camsız perdesiz seyranlar dolusu ıslıklaşır
Anlaşır olmuştan pürkandil
Çoktuk çok..yanacağı türkülere döşünü seren kilimler gibi
Herşeyin eğer eli değmişse iki katı olarak
Nasıl bir şey olsun
Badem nasıl olsun,
Nar nasıl, ne büyüklükte, tanesi kaçtan..?
Nasıl çiçek açsın busene havalar emret..!
Kulun kölen olsun...garsonluğunca...
Sattığı yalana kendi talibolan hayat dışına şutlanmış
Değişiyor sanki dağ dağa
Tutkun ir alışverişin nefes nefesiyle yokuşta yamaçta rüzgar
Bütün beyazlıklarını geceye bırakan günertesi gibi siyahkara is ve duman
Aklında bir kayıp var...kimbilir hangi zamana hangi zaman..?
Biçilmiş taze otlardan karpuz kokusunu andırır bir kimya dolaşmakta saklıca
Bir sandık kendi kendini açılıp saçılmakta saklıca
Zıkkımı zehriyle yutup
Gıkını çıkarmıyan kabarık-kubarıklık
Şişkin bir fosssssss
Sonu önü kafeslik
At cetonu
Düşür ava avını
Kimse kimseye kefil olacak halde değil
Ne yazık ki insandan süre-giden çocuklar
Mo-be-se kamaralarıyla gözaltına alınmış şehirlerin kıskıvrağında
Kimbilir hangi bilinmez hayal alemlerinden uyanarak geldikleri şu dünyadır ki
En çok şerbela kayıtlarında kendine rastlayan canlı ve cansız
Çocuklar...
Bulutların göğsünde yağmur sancımıyorsa çifçi toprağa
Ektiği haramdır
Biçtiği kovulmuş öksüzlüklere ziyan
İşte ben o sinelerden şu dertliyi yandığım közlü ocakta
En sevdalısı çağlardır nehir olup aktığım sırçasız katre
Ki zaman heran bir alaz..bir boran...yolculuğu nereye bellisize




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!