Yok da yani
Kendi aklından taşınmış olup
Başkasının gözlerinde hayata rastlamakta
Israrla pirim artırmaktan eli kendine değmeyen zaman
Yok da yani, o kapı bu köşe
Nerde ne yapıp
İki gönülde bir olup can bağlayınca insan insana
Ne cübbeye
Ne takkeye
Ne gravata
Ne de türbana
İnsana sevgilim
Yorgun hallerine komadan
Belki firari bir güvercin uçmuştur koynundan
Habersiz bir sevda yolcusu
Bir gemi kalkmıştır yanında martı seyirli
Çoktandır uykularda sandığın bir çığlık uyanmıştır seni
Lodostanayaz ve yağmur
Aşkı hayatın üstüne veballi kılandan
Bir manası oluyor yaşadıklarımın yürüyü yürümez saat
Yirmidört ayarlı pırıl pırıl ne bulunmaz eşşiz benzersiz şeylerle
Çağlayı zerdaliye, tülü duvağa, güle tomurcuğu...
Beleyip bulayan sırra bilerek,
İnanarak,
Çıldırası fırtınaları dinmek bilmeyen kuytularda kırık dümenli
Rüzgar yönüne sarpalanmış pusula mıdır, bilip bilmediğin kutup yıldızı..?
Koynuna sığınacak bir liman değilse aşktan da değildir oralıdaki soğuk aralar
Sıralı sırasızı sonsuz zaman boylarında postacı koşan yeryüzü
Göklerde deniz ıslaklığı çığlıklarla kalıp gidende martılar
Koylardan koylara zincirler koparan tutsak şehirler defterinden pek çok günlüksüz
Evrenin dibinde
Bu taraflarda dünyanın tekeri cantına sürtüyor
Kopmuş bir direksiyonsuzluğun uçurucu şarampollerinden dingil ve lastiği
Gidiş..Sanki mahşerin dibi
Zincir attıran yarbaşı patanaj
Hidrolüklü kriko, kancalı levye, ingiliz uçlu anahtar
Umut fakirin ekmeğiymiş...
Yani ut ihtiyat ve kalb-i nizamından dengini şaşırmış mahluklaşmalara yolaçan
Kuduzgun pusulara ve puslaşmalara yol yordam gösteren
Umut... kör-karanlıkları örtünüp batağa
Günü dününden beter getiren fakirleşmeler kendini sürekli kazandıran sermayelikmiş ki...
Zorunlu ve luzumluymuş bütün başıbozuk yazıp okuduğundan
Ne varsa büyüyüp gidenlerin hattında karmaşık
Oturup kilitlendiği kapıların yolağzında kendini bakınır
Büyüdükce uzar lafın sözün ucu,
Perçem tutar yazıkları susa yakın bir yerlere bilinmezin
Sancılı bir dönümde bulanır burkulur ve buğlanır
Yokluklara ziyan düşüren akla karalar birbirine
Yağmur kuşları sağnağın ardından
Nafaka peşinde koşarken
Biri diğerinin gagasındaki yövmiyesine hucum ediyordu
Mazaratım ya..
Şöyle bir
Pırrrrrrt...! Ettim dilim dudağım arası
Geçerken uğramakmış..
Mış mışş vaşşşşşş
Geçerken şöyle bir uğramak
Mış...
Vaşşş..?
Bu ne gibi akla ziyan fikrine fin fin felferikleşmektir ki?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!